|
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 3. Yasama Yılı
96. Birleşim 10/Mayıs /2005 Salı
Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Ka-nun Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu raporunun mü-zakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
3.- Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/846) (S. Sayısı: 646) (x)
BAŞKAN - Komisyon?.. Yerinde.
Hükümet?.. Yerinde.
4 üncü maddeyi okutuyorum:
İKİNCİ BÖLÜM
Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanlarının Belirlenmesi, Korunması, Kullanılması ile Yenilenebilir Kaynaklardan Elde Edilen
Elektrik Enerjisinin Belgelendirilmesi
Kaynak alanlarının belirlenmesi, korunması ve kullanılması
MADDE 4. - Bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra kamu veya hazine arazilerinde yenile-nebilir enerji kaynak alanlarının kullanımını ve verimliliğini etkileyici imar planları düzenlenemez. Elektrik enerjisi üretimine yönelik jeotermal kaynak alanlarının belirlenmesi, korunması ve kulla-nılmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen, Adana Mil-letvekili Gaye Erbatur.
Buyurun Sayın Erbatur.
Süreniz 10 dakikadır.
N. GAYE ERBATUR (Adana) - Sayın Başkan, şahsım adına da söz talebim var, ikisini birleştirebilir misiniz.
BAŞKAN - Sayın Erbatur, yalnız, Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin ve Kayseri Milletvekili Taner Yıldız şahsı adına söz istemişler, eğer sözlerinden vazgeçerlerse size şahsınız adına söz vereceğim.
Buyurun Sayın Erbatur.
CHP GRUBU ADINA N. GAYE ERBATUR (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 646 sıra sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısının 4 üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlarım.
Yüce Meclisin gündemine getirilen kanun tasarısı, hidrojenin dışında, esas olarak, rüzgâr enerjisi, güneş enerjisi, jeotermal enerji, biyokütle enerjisi ve nispeten küçük boyutlardaki hidrolik enerjiden elektrik üretimini kapsamaktadır. Fosil yakıtların birim kütleleri bazında enerji potansiyellerinin yüksekliği ve oldukça ucuz üretilebilmeleri, 20 nci Yüzyılda fosil yakıta dayalı enerji tüketimi ve bunlara dayalı ulaşım, ısıtma, sanayideki enerjiyle ilgili alan teknolojilerinin geliştirilmesine tanık olunmuştur. Ucuz ve yüksek potansiyelli fosil yakıt enerjisi, 20 nci Yüzyılda büyük bir sanayi ve teknoloji devrimini de beraberinde getirmiştir; ancak, beraberinde çok büyük çevre kirlenmesini de gündeme taşımıştır. Bunun yanı sıra, yakılırlarken başta karbondioksit olmak üzere sera gazlarını büyük miktarlarda atmosfere salıvermeleri de, küresel ısınma ve buna bağlı iklim değişiklikleri ile kutuplarda buzul erimeleri sonucu, orta vadede okyanus, deniz seviyelerinin yükselme tehlikesini ortaya çıkarmıştır.
Bütün bunlara rağmen, alternatif enerji kaynaklarının yeterince hızlı ve ekonomik olarak devreye sokulamaması nedeniyle bugün de fosil yakıtlar, birincil enerji kaynağı olarak üretilmekte ve tüketilmektedir. Ülkemizde, birçok konuda olduğu gibi, yenilenebilir enerji teknolojilerinin geliştirilmesi ve ilgili kaynaklarımızdan Uygun olanların devreye sokulabilmeleri konularında da geç kalınmıştır; ancak, zararın neresinden dönülse kârdır anlayışıyla, bu kaynaklarımızı ekonomik olabilecek teknolojiler eşliğinde değerlendirme çalışmalarına hız kazandırmamız gerekmektedir.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük avantajı, doğal döngü içinde yenilenmeleri ve enerjilerinden sürekli tekrar istifade edilebilmeleridir. Türkiye'nin yenilenebilir enerji kaynakları Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla oldukça yüksektir. Bugüne kadar, yenilenebilir enerji türlerinin pahalı olduğu ve çevre koruma adına fosil yakıt tüketimini düşürmenin ülkemiz açısından lüks bir yaklaşım olacağı gündemde tutulmuş ve bu kaynaklar ihmal edilmiştir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisine dönüşüm teknolojileri, başta fosil yakıtlarla, hem ekonomi hem de performans açılarından yarışamazken, bu konularda yapılan ciddî araştırma yatırımları sonucu geliştirilen teknolojilerin bir kısmı, artık rekabet edebilecek duruma gelmişlerdir.
Petrol rezervlerinin sıkışmasına ve olası küresel siyasî krizlere bağlı olarak giderek yükselecek petrol fiyatları nedeniyle, bir süre sonra diğer birçok enerji teknoloji de ekonomik olarak devreye girecektir. Diğer bir deyişle, yenilenebilir enerji kaynakları, sudan hidrojen üretimi de dahil olmak kaydıyla, kaçınılmaz olarak yakın geleceğin birincil enerjisi konumuna gelecektir.
Türkiye, sahip olduğu güneş, rüzgâr, biyokütle ve jeotermal enerji potansiyellerini ciddî ve kararlı yaklaşımlarla yeterince harekete geçirdiği zaman, enerji üretim ve tüketiminde ve ülke ekonomisi genelinde önemli bir katkı ortaya çıkarabilir. Örneğin, Devlet Planlama Teşkilatının Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Raporunda, çok kısa bir sürede, sadece rüzgâr gücüyle çalışan 5 000 megavat kapasitede elektrik santrallerinin kurulması gereğinden bahsedilmektedir. Bu rakam, Türkiye'nin toplam elektrik gereksiniminin yüzde 7'si gibi çok önemli bir orana işaret etmektedir. Buna, diğer yenilenebilir enerji türlerinde yapılacak yeni yatırımları eklediğimizde, Türkiye, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla, elektrik üretiminde, pekâlâ, Avrupa Birliğinin 2010 hedefini yakalayabilir, hatta, geçebilir.
Hepimizin bildiği gibi, enerji konusu, ulusların toplumsal yaşamında, ekonomilerinin gelişiminde, refaha ulaşmakta ve de en önemlisi ulusal güvenliğin sağlanmasında kilit rolü oynamaktadır. Günümüzde globalizm ya da küreselleşme adı verilen gelişme, bir yerde, dünya insanlığının etkileşimini, gelişimini ve kaynaşmasını gündeme getirirken, diğer taraftan, da çokuluslu şirketlerin, politikalarına hâkim oldukları emperyalist ülkeler aracılığıyla, dünya ekonomisini ve de öncelikle enerji kaynaklarını ele geçirme stratejilerini içinde barındırmaktadır. Bu durum, zaman zaman üstü örtülü, zaman zaman ise açıkça, pervasızca ve saldırganca kendini göstermektedir. Doğal kaynaklarına hâkim olamayan ve ekonomilerini yeterince geliştiremeyen toplumların ulusal bağımsızlıklarını sömürülme, kültürel yozlaşma ve giderek modern köleler olma yolunda kaybetmelerini gündeme getirmiştir.
Yenilenebilir enerji kaynakları, temizliği, tüketilip, yok edilir olmayışları, sera gazları üretmeyerek küresel ısınmaya katkıda bulunmamaları ve günümüzün diğer hâkim enerji kaynaklarına olabildiğince, ağırlıklı olarak, seçenek oluşturarak dışa bağımlılığı azaltması gibi özellikleriyle mutlaka değerlendirilmeli ve bir an önce üretim ve tüketim oranlarını yükseltecek tedbirler alınmalıdır.
Tabiî, tüm bu stratejilerin temel yönlendiricisi ilgili kanunlar olacağına göre, bu kanunların hazırlanmasına ayrıntılı araştırma ve strateji geliştirme raporlarının temel oluşturması gerekir.
Hangi yenilenebilir enerji türleri ülkemizde hâkimdir? Nicel anlamda, yerel ve ulusal boyutlarda potansiyellerinin saptanmasına ilişkin hangi araştırmalar yapılmış ya da yaptırılmıştır? Yenilenebilir enerji kaynaklarının türüne ve potansiyellerine göre yapılacak yatırımların maliyetleri ve takiben işletme maliyetleri farklı olacağına göre, bunların tümünü aynı sepete koyup, aynı teşvik oranından yararlandırmanın bilimsel bir anlamı var mıdır?
Avrupa Birliğinin konuya nasıl yaklaştığına bakalım. 1980'li yıllarda, enerjide dışa bağımlılığı azaltma ve sera gazı salınımlarını düşürme yönünde devlet stratejileri geliştiriliyor ve buna bağlı yoğun araştırma projeleri 1990 başlarında devreye giriyor. 1997 yılında yayınlanan Beyaz Belgeyle, hedefler somutlaştırılıyor ve 2010 yılı için yenilenebilir enerjinin toplam enerji içindeki payının yüzde 12'ye çıkarılması kararlaştırılıyor. Bu süreç içinde ALTENER-I, ALTENER-II, sinerji ve intelligent programlarıyla, sanayi, teşviklerle yönlendiriliyor ve son olarak, 2001-77 sayılı direktifle, yenilenebilir enerjiden elektrik üretiminin toplam elektrik üretimi içerisindeki payının 2010 yılında yüzde 21,1'e ulaşması hedefleniyor. Tabiî, tüm bu karar ve direktifler, yoğun araştırma, geliştirme çalışmalarının somut sonuçları üzerine kuruluyor.
Bizim kanun tasarımız ise, buna benzer çalışmalar üzerine kurulmamış gibi gözüküyor. Ne mevcut durumla ilgili tespitler ve buna göre yaptırım maddeleri var ne de ileriye dönük somut hedefler içeriyor. Bu tasarı, Avrupa Birliğine uyum sürecinde çıkarılması gerekir diye ortaya çıkarılmış gibi duruyor.
Ayrıca, ülkenin doğal kaynaklarını tamamen özel sektörün kârlılık anlayışına terk ederek ve yabancı sermayenin bu alana girişinde hiçbir ciddî denetim mekanizması uygulamayarak, toplumların bekâsında en önemli işlevlerden birini gören enerji kaynaklarının, bir kez daha plansız, programsız bir şekilde çarçur edilmesine zemin hazırlanmaktadır. Yabancı Sermaye Kanunu, 4916 sayılı Yasa ve ilgili düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde, bu kolaylığı, yabancı sermayenin, sınırsızca ve doğal kaynaklara zarar verecek şekilde hoyratça değerlendirebileceğini kestirmek zor değildir.
Tasarıda, kamu kurumları olayın dışına itilerek, yönlendirici, toplumsal yararın en üst düzeyde ve hakkaniyet içinde gerçekleşebilmesi için düzenleyici ve belirli oranlarda üretim tesislerine sahip olarak, gerektiğinde, tekelleşmiş özel sektör kurumlarının aşırı kâr hırsıyla fiyatları tırmandırmasını piyasa kurallarıyla engelleyecek rolleri dışlanmıştır. Tam tersine, belirli bir grup yatırımcı, DSİ ve EİE tarafından hazırlanan projelerden hizmet bedeli alınmaması, ticari amaçla çalışan özel sektöre devlet kurumlarından kaynak aktarılması anlamında olup, bu kurumların ekonomik anlamda zayıflatılmalarına katkıda bulunacaktır. Zaten teşvik alan bu özel yatırımcılar, bir de bu şekilde, doğrudan kamu kurumlarının sırtından ikinci bir teşvik almaktadır. Teknolojisiyle, verimliliğiyle rekabetçi piyasada ayakta durmak yerine, devletin sırtından gereksiz teşviklerle kurulan bu tesislerin ne kadar başarılı olacağı da belirsizdir.
Tasarıda, ayrıca, Devlet Su İşlerinin inşa ettiği santrallerin bedelsiz olarak EÜAŞ'ye devri öngörülmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Erbatur, şahsınız adına 5 dakika süre veriyorum; buyurun.
N GAYE ERBATUR (Devamla) - Bu uygulamanın yenilenebilir enerji kaynaklarının ötesinde tüm santralleri kapsaması, kamuya ait elektrik üretim tesislerinin, yine, haraç mezat özel sektöre devredileceği anlamına gelmektedir.
Tasarıda öngörülen teşvikler, sadece en avantajlı bölgelerde rüzgâr ve bazı hidrolik projeleri için destek sunabilecek gibi görünmekte, buna karşılık, güneş enerjisi ve biokütle konularında herhangi bir gelişmenin yaratılması mümkün görülmemektedir.
Tasarıda hibrit enerji türleri hiç ele alınmamıştır. Oysa, yöresel özellikler ve yenilenebilir enerji kaynaklarının niteliği de dikkate alınarak, en ekonomik olacak şekilde, hibrit enerji üretimi ve tüketimi gerçekleştirilmesi teşvik edilmeli ve bunun için, tasarıda özel önlemler ve tanımlar getirilmesi gerekirdi. Özellikle bina ve endüstriyel yapıların ısıtılması konusu güneş enerjisinden bağımsız olarak düşünülemez. Yani, bu yasa, diğer yenilenebilir enerji türlerine olduğu gibi, güneş enerjisine de özel bir yer ayırmalıydı ve elektrik enerjisi üretiminin yanı sıra, ısı ve diğer enerjileri de kapsayarak, binaların mimarî tarzından tutun da, enerji yönetim sistemlerinin oluşturulmasına kadar birçok önemli konuya yer vermeliydi.
Yatırımlara tahsis edilecek araziler için alınacak bedellerin, Orman ve Çevre Bakanlığı ve Maliye Bakanlığına bırakılması kayırıcı ve keyfi uygulamalara kapı açacak niteliktedir.
Tasarıda yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesi, diğer tüm enerji türleriyle birlikte ele alınmalı, en azından yenilenebilir enerji türlerinin sadece elektrik üretiminde değil, her türlü değerlendirilmesi bir bütün olarak yasada yer alabilmeliydi.
Teşvik tedbirlerinin alanı genişletilerek, bu teşviklerin başlangıçta oluşturacağı ekstra maliyetin toplumsal kesimlere güçleri oranında yansıtılması temel olmalı, teşviklerin özel kurumlarca objektif bir şekilde oluşturulup denetlenmesi sağlanmalı, özellikle, kapasitesi yüksek elektrik santrallerinin yatırımı ve işletmesi söz konusu olduğunda, yabancı şirketlerin bu üretim ve tüketimi Türkiye'nin menfaatlerinin aksine değerlendirilmelerinin önüne geçecek devlet denetim mekanizmalarının yasada yer alması, doğal kaynakların yenilenebilir özelliklerini kaybetmeyecek nitelik ve nicelikteki teknolojilerin ve işletme koşullarının yatırımlarda esas alınması ve bunların
devlet tarafından denetlenmesini sağlayacak mekanizmaların geliştirilmesi bu tür bir yasadan beklenendir; ancak, ne yazık ki, bu beklentilerimizin hiçbiri bu yasa tasarısında gözükmüyor.
Kalkınmanın en önemli göstergesi, kişi başına tüketilen enerji miktarıdır. Bu nedenle, kısa, orta ve uzun vadedeki ülke enerji politikalarının oluşturulması gerekmektedir. Dünyadaki enerji tüketimi ve kaynakları göz önüne alınarak oluşturulan enerji senaryoları iyi bilinmelidir. Ülkemiz için de gerçekçi potansiyel ve ihtiyaçların doğru olarak tahminlenmesi, nüfus artışlarının ve gelişen teknolojilerin iyi etüt edilmesiyle hazırlanacak senaryo ve politikalara şüphesiz gereksinim vardır. Ayrıca, oluşturulacak enerji politikalarında ülke savunmasını ve ülke üzerinde yaşayan ve yaşayacak nesillerin hayatlarını ve çevrelerini tehlikeye atmayan, henüz enerji kaynağı olarak görülen enerji sistemlerine ağırlıklı olarak yönelilmesi ve enerji tasarrufu bilincinin topluma verilmesini de kapsayacak şekilde olması bir zorunluluktur.
Türkiye'nin enerji açısından dışa bağımlılığını azaltabilmek için enerji tasarrufu, yerel kaynaklı enerjinin daha verimli ve etkin kullanımı ve yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji eldesi gereklidir. Bu kapsamda rüzgâr enerji santralleri kurulması konusunda yap-işlet-devret kapsamlı girişimlerin derhal sonuçlandırılması ve hatta özendirilmesi için gerekli çalışmaların Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda;
1- Güneş pili, artı rüzgâr türbini hibrit elektrik üretim sistemlerinin kurulması teşvik edilmeli,
2- Türkiye'nin rüzgâr enerji potansiyeli yüksek olan bölgelerinde 10 000 megavat gücünde elektrik üretim şebekelerinin kurdurulabilmesi sağlanmalı,
3- Yerel teknoloji desteği geliştirilerek, güneş pillerinin Türkiye'de üretilebilmesi olanakları geliştirilebilmeli,
4- Biyokitle enerjisiyle ilgili çalışmalar kamu tarafından desteklenmeli ve özel sektör yatırımlarına düşük faizli ve uzun vadeli finansal destek sağlanmalı,
5- Ülkemiz açısından en önemlisi, ulusal enerji politikalarının realist ve ülke çıkarlarına hizmet verecek şekilde oluşması gerekmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Erbatur, tamamlayabilir misiniz.
Buyurun.
N. GAYE ERBATUR (Devamla) - Yenilenebilir enerjiler kanunu taslağında yukarıdaki konular net olarak ortaya konulmadığı gibi, teşvik unsurları da ciddî olarak aşındırılmıştır; ancak, yine de, bu kanunun ülkemizin enerji sorunlarına çare olacak bir umut kapısı açmasını umuyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Erbatur.
Madde üzerinde 10 dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.
Buyurun Sayın Özdoğan.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Sayın Başkan, delaletinizle, Sayın Bakana şu soruları yöneltmek istiyorum: Geçtiğimiz aylarda, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının bazı ihalelerinde yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla işadamlarından ve Bakanlığınızdaki birkısım bürokrat ve çalışanlardan 18 kişi tutuklandı. Ayrıca, bu yüzden, ihale isteyen İktidar Partisine mensup bir milletvekili de milletvekilliğinden istifa etti. Üstelik, yolsuzluk iddiasıyla tutuklanan bürokratlarınız, sizin atadığınız, işin garibi de bu görevleri yapacak başka isimler yokmuş gibi vekâleten görevde tuttuğunuz isimler; çünkü, Sayın Cumhurbaşkanı bu isimlere geçit vermemişti. Sayın Bakan, siz, Bakanlığın en yüksek ita amirisiniz.
Sorum şu: Bakanlığınızdaki yolsuzluk iddialarıyla alakalı mahkeme safahatının sağlıklı ve tarafsız bir şekilde yürütülmesi için Bakanlıktan istifa etmeniz daha uygun değil midir? Çünkü, mahkeme, başında bulunduğunuz Bakanlıktan bir dizi belge ve bilgi isteyecek ve tutuklanan, yargılanan bürokratlar sizin atadığınız bürokratlar.
İkinci sorum şu: Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığını yürütecek başka bir isim yok mu AK Parti Grubu içerisinde?
Sayın Bakanım, diğer bir sorum da şu: Cumhuriyet Halk Partisi, hakkınızda Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verdiği gensoru...
BAŞKAN - Sayın Özdoğan, maddeyle ilgili soru sorar mısınız.
Buyurun.
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Maddeden haberi var mı acaba?!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Efendim, maddeyle ilgili bu; Enerji Bakanlığını ilgilendiriyor. Enerji Bakanlığı...
BAŞKAN - Soruları maddeyle ilgili sormanız gerekir Sayın Özdoğan.
Buyurun.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum) - Efendim, soruyorum; Enerji Bakanlığını ilgilendiriyor.
Sayın Bakanım, Cumhuriyet Halk Partisinin hakkınızda Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verdiği gensoru önergesinde, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığında usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarının büyük boyutlara ulaştığı, görevinizi ihmal ettiğiniz, kamu hazinesini zarara uğrattığınız, kamu gelirlerinin talanına seyirci kaldığınız gerekçeleri sıralanıyor. Verilen bu önergede, Rusya'dan iki ayrı hat ve dört farklı fiyatla gaz alınmaktayken, 19 Kasım 2003'te tek fiyata geçildiği belirtiliyor ve sizin, ülkeyi kâra geçirdiğinizi söyleyerek kamuoyunu yanılttığınız iddia ediliyor. Ayrıca, Kasım 2003 değerleriyle, Mavi Akımdaki zararın 2,9 milyar dolar olduğu iddia ediliyor.
Sorum şu: Önergedeki bu iddialar karşısında Türk kamuoyuna neler söyleyebilirsiniz?
Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özdoğan.
Sayın Işık, buyurun.
AHMET IŞIK (Konya) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum; vasıtanızla, Sayın Bakanıma şu soruları yöneltmek istiyorum: Yenilenebilir enerji kaynaklarının büyük kısmının hayata geçmesindeki kısa, orta ve uzun vadeli projeler nelerdir?
Güneş enerjisi uygulamaları açısından ülkemizin coğrafya uygunluğunu değerlendirebilir misiniz?
Son sorum: Bugüne kadar özkaynakların yeterince değerlendirilememesindeki temel etkenler nelerdir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Işık.
Başka soru?.. Yok.
Buyurun Sayın Bakan.
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Konu yargıya intikal ettiği için, yazılı cevap vereceğiz.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Başka soru var mı?.. Yok.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
5 inci maddeyi okutuyorum:
YEK belgesi
MADDE 5. - Yenilenebilir enerji kaynaklanndan üretilen elektrik enerjisinin iç piyasada ve uluslararası piyasalarda alım satımında kaynak türünün belirlenmesi ve takibi için üretim lisansı sahibi tüzel kişiye EPDK tarafından "Yenilenebilir Enerji Kaynak Belgesi" (YEK Belgesi) verilir.
YEK Belgesi ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen İzmir Milletvekili Sayın Erdal Karademir; buyurun.
Sayın Karademir, süreniz 10 dakikadır.
ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Sayın Başkan, şahsım adına da söz talebim vardı; o sürenin de eklenmesini...
BAŞKAN - Sayın Karademir, AK Parti Grubu adına ve şahıs adına söz talepleri var; vazgeçerlerse, 5 dakika daha vereceğiz.
Buyurun.
CHP GRUDU ADINA ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 646 sıra sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Yasa Tasarısının 5 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsım adına söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Dünyada ve ülkemizde sanayi ve teknolojinin hızla gelişimi, nüfusun artışı, enerjiye duyulan ihtiyacı her geçen gün artırmaktadır.
İnsanoğlunun dünyadaki diğer canlılardan temel farklılıklarından en önemlisi, kültürel bir yaşam sürüyor olabilmesindendir. İnsanoğlu, yaşamını, coğrafî veya meteorolojik koşullara bağlı kılınmaksızın, dünyanın her bölgesinde sürdürmekte ve her durumda, her zaman enerjiye gereksinim duymaktadır. İnsanoğlu, bu temel davranış biçimlerinden hareketle, gereksinim duyduğu enerjiyi, kültürel düzeyine bağlı olarak üretiyor ve tüketiyor.
Bu yaşam ve tüketim biçimleri, onun için, aynı zamanda yaşamsal bir zorunluluk haline dönüşüyor. Bu zorunluluk, yaşadığı çağdaki teknoloji düzeyiyle belirleniyor.
Değerli arkadaşlarım, artık, günümüzde, bir kalp ve bir böbrek hastasının yaşaması için elektrikle çalışan cihazlara, kentsel yaşamın devamı için enerjinin birçok kaynağına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle, günümüzde, enerji, öncelikle, ticarî bir mal değil, toplumsal bir hizmet
niteliği taşımaktadır ve yine bu nedenlerledir ki, Fransız Yüksek Mahkemesi, borçtan dolayı elektrik kesintisini insan hakları ihlali olarak yorumlayabilmektedir.
Enerjinin insan odaklı bir konu olduğu ve ülkemiz kalkınmasındaki önemi yadsınamaz bir gerçektir. Artık, ülkelerin kişi başına düşen yıllık enerji tüketimleri kalkınmanın en önemli göstergelerinden birisidir.
Değerli arkadaşlarım, tasarının genel gerekçelerinden de anlaşılacağı üzere, artan nüfus ve sanayileşmeden kaynaklanan enerji gereksinimi ülkemizin sınırlı kaynaklarıyla karşılanamamakta, enerji üretimi ve tüketimi arasındaki fark gittikçe büyümektedir. Bununla birlikte, geleneksel enerji üretimi yöntemleri, bugün, ciddî çevre kirliliği nedenlerini de oluşturmaktadır.
Özellikle fosil yakıtların doğaya ve canlılara verdiği onarılmaz zararların tespit edilmesiyle birlikte, fosil yakıt tüketiminin uluslararası taahhütlerle azaltılması gündeme gelmiştir. Fosil yakıtlar olarak adlandırdığımız kömür, petrol ve doğalgazın yarattığı olumsuzluklar, sadece yakın çevreyle sınırlı kalmamakta, atmosfere de yayılmaktadır.
Sonuçta, bu kirliliğin, iklim değişikliklerine yol açması ve dünya yaşamını tehdit etmeye başladığı bilim çevrelerince kamuoyuna duyurulmaya ve bütün ülkelerin önlem alması için çağrıda bulunmaktadırlar.
Değerli arkadaşlarım, 1992'de Rio Çevre Zirvesi ve ardından Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin imzaya açılması, bütün bu olumsuzluklara çözüm bulmak arayışının bir sonucudur. Ancak, pek çok ülkenin, ekolojik dengelere ya da insan-çevre sağlığına değil, kendi ekonomik çıkarlarını gözetme yaklaşımı ortaya çıkınca, anlaşmaya yanaşmadıkları da bir gerçektir.
1997 yılında yapılan Kyoto İklim Zirvesinde ise, ABD, Kanada, Japonya, Avusturya gibi bazı ülkeler, kendi ülkelerinde sera gazı emisyonlarında indirim yapma sorumluluğunu üslenmek istememişlerdir. Bu arada, gelişmiş Avrupa Birliği ülkeleri, bir yandan kendi ülkelerinde güneş, rüzgâr gibi temiz enerji kaynaklarını kullanan enerji sistemlerini geliştirerek, Kyoto hedeflerini tutturmaya çalışırken, diğer yandan, birliğe yeni katılan Yunanistan, Portekiz, İspanya gibi ülkelerin emisyonlarının, 1990 yılına göre, yüzde 30 civarında artırılmalarına göz yummuşlardır.
Yine, bir yandan, ulusal ve ekonomik çıkarlar gözetilirken, diğer yandan da, nükleer enerji dahil olmak üzere petrol, kömür, doğalgaz gibi fosil yakıtların zararını fark edenler, standart dışı ve pazar değeri olmayan çöp teknolojilerini, bunun farkında olmayan az gelişmiş ülkelere aktarmaya başlamışlardır. Ancak, bu ülkeler, bunu yaparlarken, iklim değişikliği ve küresel kirlenmenin sonuçlarının kendilerine de döneceğini unutmuş görünmektedirler.
Dolayısıyla, dünyamızda yaşanan bu olumsuz gelişmeler, fosil ve nükleer yakıtlara alternatif doğal enerji kaynaklarını gündeme getirmiştir. Artık, bu konuda yapılan çalışmalar ve araştırmalar enerji sistemlerinin sürdürülebilir, enerji kaynaklarının yenilenebilir olmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu nedenlerle, enerjinin çeşitlendirilmesi ve özellikle de, temiz, yenilenebilir ve yerli enerji kaynaklarına yönelinmesi ve bunun ulusal mevzuatımıza ilişkin en önemli adımı niteliğindeki bu kanun tasarısının Büyük Millet Meclisinin gündemine taşınmasını olumlu bulduğumuzu vurgulamak isterim.
Doğanın kendi evrimi içinde bir sonraki gün aynen mevcut olabilen enerji kaynağı olarak tanımlanan yenilenebilir enerjiye, yani, su, güneş, rüzgâr, jeotermal, biyokütle gibi yenilenebilir doğal kaynaklara yönelmenin bütün ülkeler için gerekli ve zorunlu olduğu artık görülmektedir.
Değerli arkadaşlarım, bu konuda dünyadaki bazı uygulama örneklerini sizlerle de paylaşmak isterim. Bugün Norveç petrol ihraç etmekte olan bir ülke olduğu halde, elektrik üretiminin yüzde 100'ünü hidrolik santrallerden karşılamaktadır. Nüfusu 5 000 000 kişiyi bulan, yıllık tüketimi yaklaşık ülkemiz kadar olan Danimarka'da elektrik üretiminin yüzde 25'i rüzgâr enerjisinden sağlanmaktadır.
Dünyada rüzgâr enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik üretim endüstrisi 1980'li yıllardan bugüne yüzde 25 oranında büyümüştür. Komşumuz İran, sadece 2004 yılında, yüzde 50'sini yerli imalat olarak gerçekleştirmek kaydıyla, 160 megavat kurulu güce ulaşarak rüzgâr çiftlikleri kurmuştur.
Dünyada yılda 10 000 000 euroluk bir pazar her yıl yüzde 30 büyürken, Türkiye, maalesef bu pazarın içinde henüz yer almamıştır.
Türkiye'de sadece sıcak su amaçlı güneş enerjisi uygulamasıyla yılda 500 000 000 dolar tasarruf edilebilir.
İsrail'de binalarda güneş enerjisi kaynaklı mekanik tesisat projeleri hazırlanıp onaylatılmadan yapı kullanma izni verilmemektedir.
Yenilenebilir enerji teknolojisinin ülkemizde gelişmesi ve üretiminin teşvikiyle her yıl 100 000 kişiye iş sahası yaratılabilir.
Değerli arkadaşlarım, peki, ülkemizde enerji verimli kullanılmakta mıdır? Bu soruya olumlu yanıt vermek, elbette olanaklı değildir. Elektrik enerjisinde santrallardan başlayarak, iletim, dağıtım ve son kullanımda yaşanan enerji kayıplarının inanılmaz boyutta olduğu, herkes tarafından bilinmektedir.
Türkiye'nin, enerji savurganlığında Avrupa'nın birinci ülkesi olduğu söylenebilir. Ülkemizde bu denli enerji kayıpları varken, devamlı yeni santrallar satın alma politikasının da, çokuluslu dev enerji şirketlerini zengin etmek dışında pek işe yaradığı da, ne yazık ki, söylenemez.
Değerli arkadaşlarım, bugün ülkemizde, mevcut hidrolik kaynaklı 127,6 milyar kilovat/saat enerji potansiyelimizin yüzde 57'si, rüzgârda 10 milyar kilovat/saat potansiyelimizin neredeyse tamamı, jeotermal kaynak potansiyelimizin yüzde 96'sı ve sınırsız enerji kaynağı olan ve ülkemizin her bölgesinin sahip olduğu güneş enerjisi kullanılmamaktadır.
Bugün, yenilenebilir enerji kaynaklarımızın kullanımının özendirilmesi, yaygınlaştırılması ve bu kaynakların kullanımıyla elektrik enerjisi üretim sistemlerini oluşturan malzeme, cihaz ve ekipmanlarının yerli üretim koşullarının oluşturulması ve hatta, bu alanda teknoloji üretebilir bir seviyeye ulaşmamız gerekmektedir.
Bu yasa tasarısı, tüm bu gereksinimlere cevap verecek bir çerçevede ele alınmalıdır. Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun bugüne dek sürdüregeldiği özverili çalışmalarını takdirle karşılıyoruz; ancak, bazı yapıcı önerilerimizle, sözünü ettiğim çerçevenin gerçekleşmesine katkıda bulunmak istiyorum.
Sayın Başkan, şahsım adına sonra mı konuşayım?
BAŞKAN - Evet.
Tamamlayabilir misiniz Sayın Karademir.
Buyurun.
ERDAL KARADEMİR (Devamla) - Bu nedenle, meslek odalarımızın, ilgili sanayicilerin ve uzmanlarının bilgi ve deneyimlerinden faydalanarak oluşturduğumuz önerileri biraz sonraki konuşmamda sizlerle paylaşacağım.
Bu duygularla, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Karademir.
Madde üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz isteyen Kütahya Milletvekili Sayın Hüsnü Ordu; buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 dakika.
AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSNÜ ORDU (Kütahya) - Muhterem Başkan, değerli milletvekillerimiz; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
AK Parti Grubu adına bu kanun tasarısıyla, söz almış bulunuyorum.
Şimdi, öncelikle, bu kanunla ilgili önem arz eden birkaç madde başlığında bu tasarıyı toparlamayı arzu ediyorum. Bir defa böyle bir yasaya neden ihtiyaç oldu? Demek ki, Türkiye'de böyle bir yasa ihtiyacı doğdu, biz bunu yapıyoruz. Bu konuda Türkiye'de yatırımcılar açısından mevcut 4628'de ve geçmişte 3996 ve 3096 gibi birtakım yasalar var elimizde; özel sektörün enerji üretim alanında yapabileceği yatırımlarla ilgili birtakım düzenlemeler var. Mevcut 4628'de de, en son çıkan yasada, enerji sektörüyle ilgili yatırımların özel sektör tarafından yapılması, özellikle, arzu edilmesine rağmen, şu anda en azından bu yasada görülen yenilenebilir enerji kaynakları konusunda yatırımcılar açısından böyle bir düzenleme ihtiyacı hasıl olmuştur. Bunun sebebi demek ki, mevcut düzenlemelerimiz yatırımcılar açısından böyle bir yasal düzenlemeyi uygun görüyor. Bu, bunun işaretidir. İkinci bir açıdan baktığımız zaman, -yani, birinci açıdan, yatırımcı açısından böyle bir istikamet oluyor- gene, birtakım protokollerle Avrupa Birliği direktifleri ölçüsünde dünyadaki emisyon değerleri açısından toplam enerji üretiminde emisyon değerlerinin belli bir yüzdeye gelmesi hedefleniyor. Bu bir sebep oluyor. Dünyadaki tüketimle ilgili, Enerji üretimiyle ilgili bu kaynaklar açısından gene Avrupa Birliği direktiflerinde belirli bir yüzde, yani tüketimde belirli bir yüzde hedefleniyor. Demek ki, bu tasarının çıkışıyla ilgili üç önemli şey var: Yatırımcılar açısından, finansman temini açısından böyle bir arzu var, böyle bir ihtiyaç var, gene Avrupa Birliği direktifleri açısından, hem emisyon değerleri açısından hem de belirli bir yüzdedeki enerji üretimine katkısı açısından böyle bir yasaya, yasal düzenlemeye ihtiyaç oldu. Bu, tabiî ki, bu ihtiyaçtan kaynaklanan bir şey.
Şimdi böyle baktığımız zaman, bu kaynakları kaynak açısından değerlendirmeyi arzu ediyorum, bir de enerji politikalarımızla ilgili bizim Türkiye'nin durumunu nazarı dikkate getirmek istiyorum. Bu kaynaklara baktığımızda, bu kanunun amacında, neler var, bu kaynaklar nelerdir; işte, küçük hidrolikler, güneş, jeotermal, biyokütle ve rüzgâr gibi. Şimdi burada dünyadaki bu gelişimlere baktığımız zaman, Avrupa Birliği ülkelerinin tamamını araştırdığımızda, bu direktifte, özellikle bu saydığımız kaynaklar açısından şu kaynakla ilgili bu yüzdeyi yakalayacaksın, işte bu kaynakla ilgili şu emisyon değerlerini yakalayacaksın diye bir direktif yok. O zaman, tüm ülkeler, kendi ulusal kaynakları açısından teknik ve ekonomik olarak neyi arzu ediyorlarsa, hangileri kendileri açısından uygunsa, bu kaynaklarını harekete geçiriyorlar. Böyle bir gözlemle bu kaynakları incelediğimiz zaman, örneğin Avusturya'da hidrolik öne çıkıyor, yani
kendi ulusal değerleri açısından, örneğin Polonya'da biyokütle öne çıkıyor, bir başka yerde bir başka kaynak öne çıkıyor; Almanya ve Danimarka'ya baktığımız zaman rüzgâr teknolojisini de geliştirdiklerinden dolayı özellikle rüzgâr öne çıkmış; ama, buradaki oranlar son derece dikkat çekici. Örneğin, en fazla öne çıkan ülkelerden bir tanesi Almanya. Almanya'ya baktığımız zaman, kurulu gücü 100 000 megavat olmasına rağmen, 14 000 megavat civarında rüzgâr teknolojisine rağmen kurulu gücü var. Demek ki bu yüzde 4'lere tekabül eden bir rakam; yani, değer açısından baktığımızda yüzde 4'lere tekabül ediyor.
Şimdi, ben, bu kanunu, rüzgar açısından, kaynak çeşidi açısından, rüzgar açısından ülkemizdeki konumunu ve dünyadaki konumunu değerlendirmek istiyorum. Burada böyle bir tehlike görüyorum.
Geçen gün NTV'yi dinliyorum, bir ilim adamımız konuşuyor; ismini bilmiyorum; o bilim adamımız "Türkiye'de öyle rüzgar enerjisi kaynağımız var ki bunların tamamını üretime geçirsek" diyor ve 80 000 000 000-88 000 000 000 kilovatsaatlik bir rüzgar enerjisinden bahsediyor. Bu tam hayalperestlik bir düşünce. Yani, Türkiye'de, yenilenebilir enerji kaynakları açısından tümüyle birlikte bile ele aldığımızda bunun Türkiye'deki enerji politikalarına arz güvenliği açısından yapacağı katkı, tüm enerji dünyasındaki bilim adamları ve sektör tarafından bilinmektedir ki, son derece sınırlıdır. Bir defa bunun altını çizmek istiyorum. Ben bu bilim adamlarını dinlediğimde şunlar aklıma geliyor: Acaba diyorum, bu bilim adamlarımız, bu konularda, bu tür basında ve televizyonlarda, neden bunların altını çizerek söylüyor, doğruları söylemiyor?! Bir defa bu sıkıntıyı gündeme getirmek istiyorum.
Burada orijinal bir şey var: Rüzgarla ilgili, bizim, gerek TEİAŞ'la gerekse Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunda şu anda, temmuz itibariyle, 1 269 megavat civarında bir lisans almış, altı ay süresi kalan firmalarımız var. Bir defa, buna baktığımız zaman, bu yasada da bunlar var; ancak, bunu, tekrar burada, kayıtlara geçmesi açısından söylüyorum; rüzgarın, kaynak açısından, enerji sektörüne, iletim hatlarındaki iletim tesisleri ve trafolar açısından, bağlantı noktalarındaki teknik açıdan sisteme getirdiği, yani sistem operatörüne getirdiği teknik dezavantajlar vardır. Bu dezavantajları da göz önüne alarak bu yasal düzenlemelerde, hiç şüphesiz, bizim, gerek TEİAŞ'ın öngörülerine gerekse Enerji Piyasası Düzenleme Kurulumuzun bu konularda daha dikkatli olması gereğinin altını çiziyorum.
Şimdi, buradan bir başka konuya geçiyorum. Şimdi, bir defa, Sayın Bakanımızın enerji politikalarıyla ilgili yaptığı tüm faydalı hizmetler için, kendisine minnetlerimizi arz ediyoruz ve geçmiş dönemlerde de Enerji Bakanlığı yapıp, bu konuda yaptıkları katkılarla Türkiye'deki enerji politikalarına katkı veren tüm Enerji Bakanlarımızı buradan saygıyla anıyorum; katkı veren; ne verdiyse...
Türkiye'ye baktığımızda, enerji politikaları açısından, dünyayla değerlendirdiğimizde, OECD ülkeleriyle değerlendirdiğimizde, bütün bu olumlu gelişmelere rağmen, bizden kaynaklanmayan, ama geçmişten gelen, maalesef, OECD ülkelerinde, enerji konusunda, fiyat konusunda en pahalı ülkelerden bir tanesidir Türkiye. Fiyatlara bakalım: Sanayide 119 800; 8.68 sent 1 kilovatsaati; konutta 127 800; 9.26 sent 1 kilovatsaati; tarımsal enerjide 115 250; 8.35 sent; ticarî enerjide 151 950; 11 sent 1 kilovatsaati. Demek ki, ortada, OECD ülkelerine göre -baz aldığımızda- Türkiye'de, gerçekten, enerji fiyatlarımızın daha pahalı olduğu bir gerçeği var. Bu, bizim hatamız değil. Bu enerji politikalarıyla ilgili, bu yenilenebilir enerji kaynağının dışında bizim ne yapmamız lazım ki, Türkiye'de enerjiyle ilgili, gerek arz güvenliğini gerekse ucuzluğu temin etmemiz lazım?. Bunda bir tek şey var; hükümet programımızda çok açık ifade etmişiz; burada "enerji üretiminde yerli kaynakları önceleyen bir enerji politikası geliştireceğimizi" ifade ediyoruz. Bu nedir -yerli kaynak- diye baktığımızda Türkiye'de; bunlar -özellikle altını çiziyorum- kömür ve sudur; büyük hidroliklerdir. Demek ki, bizim -hükümet programında da ifade ettiğimiz gibi- bu konuda, bu politikaları geliştirmemiz lazım.
Peki, şimdi bakalım bu tasarı ne getiriyor bu yatırımcılara: Yedi yıllık bir süreçte, Türkiye'nin toplam ortalama satış fiyatının altında olmamak kaydı şartıyla, yeni bir önergeyle de -doğrudur- Bakanlar Kuruluna yüzde 20 bir fazlalık getiriyoruz; yani, yedi yıl süreyle, muhatabımızla, karşıda, parekende satış lisans sahip tüzelkişi, tedarikçi açısından. Bunlar kimlerdir diye baktığımızda, 21 bölge var. Bu 21 bölge, şayet özelleşirse, özel sektör temsilcileri olacak. Şayet, bu noktada, bunları realize edemezsek, kamuya sahip lisans sahibi tüzelkişiler olacak; muhataplar bunlar.
Bu anlamda, gerek Hazine açısından gerekse Bakanlık açısından gerekse sistem açısından da bence bir sorun yok; çünkü, muhatabımız bizim, kesinlikle, düşünülen, özel sektör anlamında bir muhatabımız var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ordu, tamamlayabilir misiniz.
Buyurun.
HÜSNÜ ORDU (Devamla) - Tamamlıyorum.
Şimdi, böyle baktığımızda, bu kaynaklar açısından, yatırımcılar açısından böyle bir zaruret olduysa şayet, yerli kaynaklar açısından da, hükümet programımızda öngördüğümüz gibi, arz güvenliğini temin eden, ucuzluğu temin eden, sürekliliği temin eden, yedi yılı bırak; ama, en azından, bence, gelecekle ilgili beş yıl yerli kaynaklara yönelik, Türkiye'de toplam ortalama satış fiyatını geçmeyen, hatta, onun altında kalan, Bakanlar Kuruluyla artı yüzde 20 avantaj getirilmeyen, en azından yatırımcılar açısından böyle bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu burada vurgulamak istiyorum. Bu konuda, böyle bir düzenlemenin, çok yakın bir zamanda, ümit ediyorum ki Enerji Bakanlığımız tarafından da getirilmesini arzu ediyorum; çünkü, Türkiye'ye baktığımızda, bugün eleştirdiğimiz politikalarla ilgili, enerji arzının sıkıştığı dönemlerde, maalesef, bu düzenlemeler olmadığı, bu planlamalar yapılamadığı için, bugün eleştirdiğimiz yap-işlet, yap-işlet-devret gibi 9 sente, 10 sente, 11 sente tekabül eden enerjileri almak, Hazine garantileriyle almak durumunda kaldık.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ordu, lütfen, teşekkür eder misiniz.
Buyurun.
HÜSNÜ ORDU (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.
O yüzden, bu noktalara gelmememiz için, bu anlamda, yerli kaynaklarla ilgili, özellikle kömür ve suyla ilgili, yatırımcılar açısından Türkiye'deki boşluğu kapatmamız lazım.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Ordu, sistem bozuldu.
Teşekkür ediyorum Sayın Ordu.
Sayın milletvekilleri, birleşime 10 dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 17.38
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 17.52
BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir), Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 96 ncı Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
646 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
.- Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/846) (S. Sayısı: 646). ----(Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.
Tasarının 5 inci maddesi üzerinde, şahsı adına söz isteyen, İzmir Milletvekili Erdal Karademir; buyurun.
ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 646 sıra sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Yasa Tasarısının 5 inci maddesi üzerinde, şahsım adına söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, tüm canlılar için olmazsa olmaz olan atmosferdeki oksijeni yakmaksızın enerji üretimine olanak sağlayan bu yasa tasarısında, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımının etkinleştirilerek yaygınlaştırılması amacıyla, bazı maddelerde değişiklik ve eklemeler yapılmasının büyük fayda sağlayacağına inanıyoruz.
Değerli arkadaşlarım, kanun tasarısının 6 ncı maddesinin (b) fıkrasıyla ilgili, yazılı değişiklik önergemizde de ayrıntılı olarak belirttiğimiz gerekçeler nedeniyle, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığınca ülkemizde -hidrolik hariç- üretilen elektrik enerjisi miktarındaki, diğer rüzgâr, güneş, jeotermal, biyokütle, biyogaz, dalga, akıntı enerjisi ve gelgit gibi fosili olmayan enerji kaynaklarının payının, Avrupa Birliği Komisyonunun Yenilenebilir Enerji Kaynakları Beyaz Bildirisinde de öngörülen en az yüzde 12'ye ulaşması hedeflenmelidir.
Yaşamın her alanında olduğu gibi, kendinize tanımlı bir hedef belirlemeden yol alırsanız rehavete kapılır, bu hedefe ulaşamazsınız veya ulaşmanız gereken süreden daha geç olabilir ya da hiç ulaşılamaz bir duruma gelirsiniz. Bu nedenle, tasarıya, yenilenebilir enerji kaynaklarımızla elektrik enerjisi üretiminin genel enerji üretimindeki payını artırmaya yönelik somut hedef konulmalıdır diye düşünüyoruz.
Değerli arkadaşlarım, yine bu tasarının 7 nci maddesinin ilk paragrafına ilişkin önergemizde, yenilenebilir enerji kaynaklı küçük ve orta ölçekli (1 kilovat ile 1 000 kilovat arasındaki) elektrik üretim tesislerinin yaygınlaştırılması hedeflenmiştir. Bugün artık çok küçük kurulu güce sahip tesislerin de şebekeye bağlanmasını olanaklı kılan teknolojik gelişmeler sağlanmıştır. Küçük ve orta ölçekli yenilenebilir enerji kaynaklı tesislerin yaygınlaştırılmasını hedefleyen bu önerimizin, sizler tarafından da olumlu karşılanacağını ümit ediyoruz.
Yine, bu kanun tasarısının 7 nci maddesinin (b) fıkrasına ilişkin değişiklik önerilerimizde de, yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik enerjisi üretim sistemlerinde kullanılacak malzeme, cihaz ve ekipmanların yüzde 45'inin ülkemizde üretilmesinin sağlanması ve böylelikle ülkemizin bu alanda teknoloji üretebilir bir düzeye ulaşması hedeflenmiştir. Bu öneriyle, ayrıca ülkemizin en yakıcı sorunu olan işsizliğin azaltılmasına da katkıda bulunulacaktır.
Değerli arkadaşlarım, yine kanun tasarısının 7 nci maddesinin son paragrafına yapılacak katkı niteliğindeki değişiklik önerimizle, ülkemizde zengin potansiyele sahip jeotermal enerjinin uygulamasının bilime ve tekniğe uygun olarak gerçekleştirilmesi ve halkımızın yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanımının özendirilmesi hedeflenmiştir.
Sonuç olarak, dövize borçlanarak ithal elektrik santralları kurmayı hedefleyen enerji politikaları artık ülkemizde terk edilmeli, kirletici teknolojilerin gelişmekte olan ülkelere transferi için çalışan çokuluslu enerji şirketlerine karşı ulusal enerji politikaları ortaya konulmalı, doğaya saygılı enerji kaynakları artık tercih edilmelidir.
Değerli arkadaşlarım, uzun yıllardır beklenen Sanayi, Ticaret, Enerji ve Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda özverili çalışmalarıyla bugün gündemimize taşınan tasarıya emeği geçen tüm kişi, kurum ve kuruluşlara şimdiden teşekkür eder, katkı niteliğindeki önerilerimizin sizlerin desteğiyle yaşam bulması dileğiyle hepinizi saygıyla selamlarım. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Karademir.
Madde üzerinde 10 dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.
Sayın Akdemir, buyurun.
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Bakanımdan sorularım şunlardır:
Önce bilgi verdikten sonra sorularımı soracağım. Enerji kaynaklarının kullanımı için üretim lisansı verilmesi öncesinde, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, Çevre ve Orman Bakanlığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü ile Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğünden ve ilgili dağıtım şirketinden görüş alınacağı öngörülmektedir.
Bu kapsamda, Sayın Başbakanın şikâyet ettiği bürokrasiyi, bizzat hükümetin kendisinin yarattığı...
BAŞKAN - Sayın Akdemir, teklifte bu hüküm yok.
Maddeyle ilgili soru sorar mısınız, buyurun.
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) - Bürokrasiden şikâyet edilmesi, burada belge verilmesi söz konusu, lisans verilmesi söz konusu olduğuna göre, bu lisans verilirken de, bürokrasinin fazlalığı bunu engelleyecek midir, engellemeyecek midir? Sorumun nedeni o.
Bu nedenle, Türkiye'de yatırım yapmak isteyen yabancı firmaların bu bürokrasiden vazgeçebilecekleri ya da bunu düşündüklerini kabul ediyor musunuz şeklindedir sorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Akdemir.
Buyurun Sayın Bakan.
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Sayın milletvekilime cevap veriyorum: Bu eski tasarıda vardı, şimdikinde yok. Dolayısıyla, biz onu fark ettik; yani, bürokrasinin azalması için, eski tasarıda olan maddeyi kaldırdık, yenisine koymadık.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
6 ncı maddeyi okutuyorum:
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Enerjisi Üretiminde Uygulanacak Usul ve Esaslar
Uygulama esasları
MADDE 6. - Bu Kanun kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üretim ve ticaretinde lisans sahibi tüzel kişiler aşağıdaki uygulama esaslarına tabidirler.
a) Bu Kanun kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektrik enerjisi, perakende satış lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından, (b), (c) ve (d) bentlerindeki hükümlere göre tesis edilen ikili anlaşmalar çerçevesinde satın alınır.
b) Bu Kanun kapsamındaki uygulamalardan yararlanabilecek YEK Belgeli elektrik enerjisi miktarına ilişkin bilgiler, Bakanlık tarafından belirlenen projeksiyon çerçevesinde her yıl EPDK tarafından yayınlanır. Perakende satış lisansı sahibi tüzel kişilerin her biri, bir önceki takvim yılında satışa sundukları elektrik enerjisi miktarının, ülkede sattıkları toplam elektrik enerjisi miktarına oranı kadar, EPDK tarafından ilan edilen YEK Belgeli elektrik enerjisinden satın alırlar.
Ülkede arz edilen YEK Belgeli toplam elektrik enerjisi miktarının yeterli olması halinde, perakende satış lisansı sahibi tüzel kişilerin alım yükümlülüğü bir önceki takvim yılında sattıkları elektrik enerjisi miktarının yüzde sekizinden daha az olamaz.
c) 2011 yılı sonuna kadar bir takvim yılı içerisinde bu Kanun kapsamında satın alınacak elektrik enerjisi için uygulanacak fiyat; EPDK'nın belirlediği bir önceki yıla ait enflasyondan arındırılmış Türkiye ortalama elektrik toptan satış fiyatının altı euro centin altında olması halinde, hidrolik ve jeotermal kaynaklı elektrik için yüzde onbeş, diğer yenilenebilir kaynaklı elektrik için yüzde yirmi fazlasına kadar rüzgar ve güneş için 5 euro centten az olmamak ve bütün kaynaklar için altı euro centi geçmemek üzere, her yılın 31 Ocak tarihine kadar, EPDK tarafından her bir kaynak için ayrı ayrı belirlenir ve yayımlanır.
d) 2011 yılı sonundan itibaren bu fiyat uygulaması işletmede yedi yılını tamamlamış olan YEK Belgeli elektrik enerjisi üreten tesisler için sona erer. Perakende satış şirketleri, bu Kanun kapsamında almakla yükümlü oldukları YEK Belgeli elektrik enerjisini, öncelikle işletmede yedi yılını doldurmamış olanlardan (c) bendinde belirlenen fiyat uygulamasına göre satın alır ve aldıkları elektrik enerjisi miktarı (b) bendinde belirtilen oranın altında kaldığı takdirde bu orana ulaşmak için kalan gerekli miktarı, ikili anlaşmalar çerçevesinde Türkiye ortalama elektrik toptan satış fiyatından yüksek olmamak üzere piyasa koşullarında satın alırlar.
BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsı adına söz isteyen, Nail Kamacı, Antalya Milletvekili...
Buyurun Sayın Kamacı.
Süreniz 15 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA NAİL KAMACI (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan 646 sıra sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde Grubum ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
"Elektrik" kelimesini duyduğum zaman duraklıyorum. Duraklamamın nedeni, modern uygarlığın temel unsuru olan elektriğin, aynı zamanda tehlikeli bir şey olmasındandır. Elektriğin ülkemizde tehlikesi ise sadece fiziksel çarpma anlamında değildir; sık sık, siyasî, bürokratik ve ekonomik olarak da, tek tek bireyleri ve toplumları çarpabilen bir enerji biçimi olmasından kaynaklanmaktadır. Bunun çok örneğini gördük, görmekteyiz ve anlaşılan o ki, görmeye de devam edeceğiz.
Önemli bir sektörü konuşuyoruz; bu konu hakkında daha da konuşulacak, üzerinde düşünülecektir. Enerji kaynakları ve elektrik enerjisi konusunda dünyada ve ülkemizde yaşanmakta ve yaşanacak olan gelişmeleri, yakın geçmişteki gelişmeler ve dönüşümler ışığında ele almamız gerekecektir.
Değerli arkadaşlar, konuşmama başlamadan önce, öncelikle bir teşekkürü yapmam gereken bir milletvekili arkadaşımız var. Geçen hafta görüşülmesine başlandığı zaman, Sayın Komisyon Başkanının konuşmasını, hiçbir siyasî değerlendirmeye tabi tutmadan, gerçekten içten gelen bir konuşma olarak değerlendiriyorum ve bu konuşmaların daha da fazla olmasını diliyorum. Teşekkür ederim Sayın Başkan; çünkü, şöyle bir konuşma geçti... Aslında, bu konuşma, ertesi gün gazete manşetlerinde olmalıydı; fakat, ne hikmetse, bu önemli görüşmeleri ve konuşmaları gazetelerin manşetlerinde görme şansını yakalayamıyoruz. Nasıl oluyor da, bunlar, önemli şekilde yayınlanmıyor, onu bilmek mümkün değil. Herkes eteğindeki taşı döksün, varsa bildiği, gelsin anlatsın dedik. Geldiler, anlattık, konuştuk; ama, maalesef, bir sene önce bu yasa Meclise geldikten sonra bazı kişiler tarafından durduruldu. Komisyon olarak bu noktada üzüntü içerisinde olduğumuzu şahsım ve arkadaşlarım adına ifade etmeden geçemeyeceğim. Doğrusu, bundan sonra böyle hadiselerin olmasını da gönlüm istememektedir. Sayın Komisyon Başkanının dileklerine aynen katılıyorum; ancak, bu, sadece, bugün, iktidar partisi bir milletvekilinin bu kürsüde söyleyebilme cesaretini göstermesinden dolayı kendisine teşekkür etmek istiyorum.
Bu, sadece enerji sektöründe konuşulması gereken bir şey değildir. Aslında, Türkiye'de, ülkemizde bu yasalar görüşürken hangi iç güçler veya hangi dış güçler tarafından engellenmesinin de bir ifadesidir. Bu anlamda, bunun tarihe tanık olmasını istiyorum; çünkü, gerçekten, bugüne kadar yapılan çalışmaların, uyguladığımız siyasî tercihlerden sonra geldiğimiz 320 milyar dolar
borcun kaynağındaki bu temel tercihler olduğundan şüphemiz yoktur. Bunu iktidarla beraber paylaştığım için kendimi mutlu sayıyorum.
Yine, aynı günkü toplantıda Sayın Enerji Bakanının bir konuşmalarını da üzülerek dinledim. Sayın Bakan, bazı kişileri, özellikle Grup Başkanvekilimizi kendi mesleğiyle ilgili olmadığı için bilmediğini söyledi. Sayın Bakana bir şey hatırlatmak istiyorum. Yanındaki kabine arkadaşlarına baksın; o arkadaşlarının hangisinin kendi konusuyla ilgili olduğunu bulabilme şansına sahip olacaktır. Siz elektrik mühendisisiniz; tabiî ki, Enerji Bakanı olmanızdan mutluluk duyarım; ama, etrafınızdaki arkadaşlarınıza baktığınız zaman hanginizin işletme mezunu olduğunu, hanginizin mühendis olduğunu bulma şansınız var. Onların isimlerini burada vermeyeceğim; çünkü, Sayın Bakanlara karşı saygısızlık yapmış olurum.
Yine, o günkü değerlendirmelerde Sayın Bakanım "7,5 milyon kişiye kömür verdik" dedi, "önümüzdeki yıl 10 000 000 kişiye çıkaracağız" dedi. Gerçekten, Türkiye'deki hesaplamalar buna göre yapılacak olursa Türkiye'nin nüfusu 100 000 000'u geçmiş demektir. Eğer, bugünkü şartlarda bunu verebiliyorsanız, yarın devlet küçülecekse, küçüldüğünü varsaydığınız zaman onları hangi kuruluşlar verecektir; ya dernekler verecektir ya vakıflar verecektir ya da açık toplum endüstrileri verecektir. Açık toplum endüstrilerinin verdiği yerlerdeki turuncu devrimleri görüyoruz Sayın Bakan. Ukrayna'da yaşandı, Kırgızistan'da yaşandı. Bunlar, o insanların, o halkların istemediği devrimlerdi. O yüzden, dışarıdan veya başka yerden kaynak alırken, yardım alırken çok dikkat etmek zorundayız; çünkü, Türkiye'nin bağımsız olmasına ihtiyacı vardır. (CHP sıralarından alkışlar)
Bugün, aynı şekilde, dün, sonuçlanan İkinci Dünya Savaşının 60 ıncı yıldönümünü kutladık; andık daha doğrusu. 40 000 000 insanın ölümüne yol açan ve insanların birbirini öldürdüğü bir savaşı yaşadık. Bu savaşların kaynağındaki o dönemin şartlarını değerlendirdiğimiz zaman, 3,5 milyon kişinin daha fazla bir araziye sahip olmasından mı kaynaklanıyor, yoksa, o dönemler içinde geleceği görüp de Ortadoğu petrollerine veya Kafkas petrollerine; yani, enerji kaynaklarına gitmesine mi neden olduğunu iyi araştırmak lazım değerli arkadaşlar. O savaşların temel nedeni, birinci paylaşım savaşından sonra, ikinci paylaşım savaşının sonuçlarıdır. Zaten, gördüğünüz gibi, petrolün olduğu yerlerdeki sınırların hepsi düz çizgidir; yani, sanki cetvelle birileri tarafından çizilmiştir. Bu anlamda, önümüzdeki dönem içerisinde Afrika'da olan Nijerya'ya da dikkat etmek lazım; çünkü, Nijerya da petrol üreten ülkeler içerisinde etnik yapısı farklı olan bir ülkedir. Bu anlamda, Nijerya'nın da geleceği buna benzeyen bir yoruma açıktır ve geçtiğimiz dönemlerde oluşan Ortadoğu'da birçok insanın ölmesine neden olan savaşların başlaması, sadece, acaba o ülkeye demokrasi getirmek isteyen ülkelerin demokrasi amacıyla mı yapılmıştır, yoksa, enerji kaynaklarının paylaşılmasıyla mı yapılmıştır?!
Oradan geçiyorum, Ortadoğu'nun en önemli enerji kaynaklarından bir tanesi de su kaynaklarıdır; bir tanesi Mısır'da vardır, iki tanesi Türkiye'dedir, hatta üç tanesi... Acaba, önümüzdeki dönem Türkiye'deki enerji kaynakları da mı bu şekilde bir düzenlemeye tabi tutulacaktır. Bunların önümüzdeki dönem içerisinde tutulmaması için şimdiden önlemini almak durumundayız. Sayın Bakan o günkü tartışmalarda çok sinirlendi, özellikle Mavi Akım Projesi konusunda.
Değerli arkadaşlar, sayılar yanlış söylemez; tutanaklar da yanlış söylemez. Size, bir soruşturma önergesi sunuyorum: 2.5.2001 Çarşamba. O günkü Fazilet Partisi tarafından Mavi Akım'la ilgili, doğalgaz projesiyle ilgili verilen bir soruşturma önergesi. Onların yanında, onun karşısında söyleyenler bugün farklı şeyler söylüyorlar. O günkü soruşturma önergesini verenleri söylüyorum: Bülent Arınç -burada olmayanları söylemiyorum; çünkü, yanlış olur- Faruk Çelik, Zeki Ergezen, Salih Kapusuz, Osman Pepe, Ergun Dağcıoğlu, Akif Gülle, Dengir Fırat. Daha birçok isim var.
Değerli arkadaşlar, Meclisteki herkesin soruşturma önergeleri vermeye hakkı vardır. Bu anlamda, bunlardan alınganlık göstermek, kızmak doğru değildir. O günlerde de aynı şekilde bu önerge sahipleri adına konuşan Rıza Güneri'nin konuşmasından sonra, Anavatan Partisi Grubu adına Beyhan Aslan konuşma yapmış. "Eften püften konuşmalar bunlar. Bunlar çok önemli şeyler değil." demişler ve bakıyorum, yine o günkü konuşmalarda şahsı adına söz alan Ayşe Nazlı Ilıcak "Böyle bir soruşturma önergesi verilmiştir; çünkü, Cumhur Ersümer... -anlatıyor- Beyhan Aslan Beyefendinin buyurduğu gibi bunlar eften püften şeyler değildir." diyorlar. Bence, Sayın Bakanın yapması gereken şeyler, bu kendisiyle ilgili veyahut da yönetimle ilgili yapılan değerlendirmeleri ciddî şekilde dinlemesi ve varsa bu değerlendirmelerden bir ders çıkarması lazımdır.
Bu anlamda, geçen dönem Fazilet Partisinde yapılan işlerin bu dönem Cumhuriyet Halk Partisi tarafından gensoru olarak verilmesine veya Grup Başkanvekilimizin bu konularda soru sormasına sinirlenmek doğru bir yaklaşım değildir. Bence, olsa olsa bu yaklaşımlardan büyük bir ders çıkarmak lazım. Bu derse de hepimizin ihtiyacı var; çünkü, siyasetin yarın hangi noktaya geleceğini bilemiyorsunuz. Burada oturanlar buraya geçiyor; hatta bütün burada oturanlar bazen siyasetin dışında kalabiliyorlar; buna çok dikkat etmek lazım.
Doğrudan doğruya enerji kaynaklarına ilişkin talepte bulunmak tepki toplayan bir konu olduğu için, Ortadoğu'nun adım adım işgaline bir kılıf uydurulması gerekmiştir. O yüzden "demokrasi eksik, insan hakları yok" gibi söylemler tamamen bahanedir. Bu konular tabiî ki önemlidir. Ülkelerin enerji kaynakları sömürülmektedir; bu, petrol olabilir, su olabilir, bor olabilir. Hele bu yönde bir de kamuoyu oluşturabildikleri takdirde -ki, bu konuda hayli başarılılar- keyfilerine deme gitsin.
Son zamanlarda petrolün fiyatı 60 doları gördü. Bu, bana, 1970'leri hatırlatıyor. 1970'lerde de ülkemiz ekonomik krizlerle boğuşuyordu. Sanılıyor ki, bu petrol fiyatlarını artıranlar, petrol üreten ülkeler; ama, hiç alakası yok. Belki, o ülkeler, sattıkları petrolün gerçek gelirinin çok düşük değerini alabiliyorlar. Eğer öyle olmamış olsaydı, bugün o ülkelerin hepsi refah içinde olabilirlerdi.
Bu pastanın en büyük dilimini, fosil yakıtları sektöründeki uluslararası sermaye yemektedir ve bu uluslararası sermaye-güç odakları, zaman zaman, ellerindeki gücü, gelişmekte olan ülkeleri boyunduruk altında tutarak, gelişmelerini engellemek için kullanmaktadırlar; onların giderlerini biraz daha artırarak, tasarruflarını yatırıma aktarmalarını engellemektedirler. Aynen ülkemizde olduğu gibi, gelirimizin çoğu borç faizine gitmekte, yeni yatırım yapılarak ekonomik verimliliği artırılması gereken KİT'lere özelleştirme bahanesiyle hiçbir yatırım yapılmamaktadır. Ulusal birikimlerimizle oluşturduğumuz ve artık üretim yapamayan bu kuruşları arsaları fiyatına özelleştirmekteyiz.
Uluslararası sermayenin tüm sektörlerde hâkim oluş sürecinin önünü açan en temel uygulama, gelişmekte olan ülke hükümetlerine bir şekilde dayatılan uluslararası anlaşmalardır ve bu anlaşmalarla kurulan uluslararası örgütlerdir. Ülkemizde enerji ve elektrik piyasalarında yaşanan gelişmelerin asıl öznesi Dünya Ticaret Örgütü anlaşmaları ve Dünya Bankasının kredi anlaşmalarıdır.
1995 yılından beri kapsama alanı gittikçe genişleyen Dünya Ticaret Örgütünün Genel Hizmet Ticareti Anlaşmasının -yani, GATS- 4 üncü başlığı, su iletim sistemleri, enerji ve atık su işleme sektörlerini kapsamaktadır. Ülkemiz, bu anlaşmayla, bütün bu sektörlerde KİT'leri özelleştirilmesi taahhüdünde bulunmuştur. Bu taahhütleri yerine getirmesi, 1980'den bu yana Dünya Bankasıyla yapılan yapısal dönüşüme ilişkin kredi anlaşmalarında hep şart koşulmuştur.
Buradan Sayın Bakana soruyorum: 31 Mayıs 2005 tarihinde Dünya Ticaret Örgütüne verilecek bu taahhüt listesi içerisinde bu anlaşmaların çerçevesi genişletilmiş midir, genişletilmemiş midir? Bunu sormak istiyorum.
Bu anlaşmalar uyarınca, Türkiye'den bütün piyasaları ulusalın da ötesinde uluslararası rekabete açması dayatılmıştır; ancak, şöyle bir uygulama getiriliyor değerli arkadaşlar: Serbest piyasa diyoruz, liberal ekonomi diyoruz; ama, bunun şartlarına Türkiye'de uyulmuyor. Şimdi, elektrik üretimi özelleştiriliyor, dağıtımı özelleştiriliyor, iletimi özelleştirilmiyor. Tabiî, iletim demek trafo demek, iletim demek enerji hatları demek. Enerji hatlarını yapmak pahalı, enerji trafolarını yapmak pahalı. Niye biz yapalım diyorlar; biz üretileni satarız, ürettiğimizi satarız. Kim yapsın bunları; bunları, yine, yetmişbeş milyon insan yapsın; yani, pastanın büyüğünü biz alalım; ama, masrafı hep beraber paylaşalım diyorlar. Böyle haksızlık olabilir mi değerli arkadaşlar?! Böyle bir şey olabilir mi?! Hem liberal ekonomi diyorsunuz hem de buna uygun işlem yapmıyorsunuz.
Ayrıca şöyle bir olay daha var: Diyorlar ki elektrik üretimi yapan şirketler, biz elektrik ürettiğimizde alım garantisi olması lazım. Değerli arkadaşlar, hangi üreticinin ürününe alım garantisi var bu ülkede veya dünyada?! Serbest piyasa ekonomisi bu değil mi?! Nerede var; tavukçulukta var mı, domatesçilikte, sebzecilikte var mı, demir çelikte var mı?! Nereden kaynaklanıyor bu? Tabiî ki, Türkiye'de yirmiyedi milyon aboneyi bulmuşlar, sabah akşam da zam oluyor. Böyle olduğu sürece de onların da iştahlarını kabartıyorlar. Bu anlamda iletim de onların elinde değil; çünkü, üretim ile dağıtımı yaparlar, faturalar gelir, biz ödemeye devam ederiz.
Değerli arkadaşlar, böyle bir haksızlık dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Bu haksızlığa Adalet ve Kalkınma Partililerin de evet diyeceğine inanmıyorum. Tasarının yenilenebilir enerji kaynakları konusundaki kısmına aynen katılıyorum ve destekliyorum; ama, bu enerjinin geneli üzerinde yaptığımız eleştirilerin dikkate alınmasını istiyorum; hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kamacı.
Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Malatya Milletvekili Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu; buyurun.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; sizlere birkaç rakam vermek istiyorum: 1'in 4'ünde çalışan DSİ'deki bir mühendisin aldığı ücret
965 milyon; yine, aynı derecedeki Devlet Demir Yollarındaki mühendis 1 milyar 400 milyon lira; yine, aynı derecedeki TEDAŞ'taki bir mühendis 1 400, Bağ-Kur ve SSK'daki mühendis 1 200, TRT'de çalışan mühendis ise 1 780 YTL ücret alıyor.
Sayın Bakanım, DSİ sahipsiz mi? DSİ'de çalışan insanlar bu ülkenin... İşletmecilikte bir mantık vardır; üretmek ve katmadeğer yaratmak.
BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, maddeye ilgili mi?..
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Maddeyle ilgili efendim. Yani, bu kadar, bu... Kim yapıyor bunları?! Bu işleri yapanlar var; yani, işler yapılıyor; ama, bunu yapanlar kim Sayın Başkanım?!
BAŞKAN - Buyurun Sayın Aslanoğlu.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Tabiî, bu ülkede üretmek ve katmadeğer yaratmak,
Tabiî, DSİ, bu ülkenin özellikle sulama ve enerji alanındaki hakikaten çok önemli bir kurumu. Burada çalışan insanlar çok fedakârane çalışıyor. Sayın DSİ Genel Müdürünün burada çalışan arkadaşlarımın ücretlerinin çok düşük olduğunu söylemesine rağmen, özellikle hükümet defalarca "bu sorunu personel reformu kanunuyla birlikte çözeceğiz" demesine rağmen 2,5 yıldır; ancak, bu arada bazı kurumların çalışanlarına ayrıcalık yaptılar; örneğin bir Devlet Hava Meydanları, örneğin bir Yurtkur, örneğin bir Orman Genel Müdürlüğü gibi. Tabiî, yıllarca bu ülkeye büyük kaynak üreten DSİ ve DSİ personeli...
Değerli arkadaşlar, ilk günden itibaren konuşmaları dinliyorum. Hatta "Hazineye yük olacak" denildi. Peki doğalgaza ne ödeyeceğiz biliyor musunuz; 10 milyar dolar para ödeyeceğiz 2006 yılı sonunda. Eğer, biz kendi katmadeğerimizi yaratacak, kendi enerjimizi kendi kaynaklarımızdan yapıp, buna bir bedel ödeyeceksek, bu bedele acımayalım arkadaşlar. Bu para bizim paramız, bu üretim bizim üretimimiz. Ne zaman eğer parayı dışarıda katmadeğer yaratan ürünlerde ödersek, o zaman bu ülkede sorun doğar arkadaşlar.
Onun için Sayın Bakanım, özellikle DSİ'de çalışan tekniker, teknisyen, mühendis gruplarına... Hakikaten bunlar son derece zor durumdalar. Bu insanlar, çok güç koşullar altında görev yapıyorlar ve bu insanlar, hakikaten 24 saat çalışıyorlar; ama "sahibimiz yok" diyorlar.
Tabiî, biz baktık maddeye, bir önerge verecektik; fakat, bu yasada, ilgili yasada bir madde bulamadık, bu önergemizi verecek bir madde bulamadık; ama, bir şekilde, bakanlığımız, mutlak, DSİ çalışanlarının sorunlarına çözüm bulamazsa, yarın bu enerjiyi üretecek insan bulamayız.
Bu açıdan, eğer, bu tasarıda, Sayın Komisyonumuz da uygun görürse, eğer ilave edilecek veya geçici bir maddeyle bir şey koyabilirsek, yeni bir madde ihdas edebilirsek, özellikle DSİ çalışanlarının maddî hakları, malî yapısı son derece kötü olan... Yine söylüyorum arkadaşlar, bir daha dikkatlerinizi çekiyorum; 1'in 4'ü bir mühendisin aldığı maaş 900 Yeni Türk Lirası, TRT'de çalışan aynı derecedeki bir mühendisin aldığı maaş 1 900 Yeni Türk Lirası. Bu kadar çok fark, bu kadar çok...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu, toparlar mısınız; buyurun.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Onun için efendim, ben, Sayın Bakanımdan ve Sayın Komisyonumdan istirham ediyorum; eğer bu tasarıda çözüm bulacak bir madde ihdas edebilirsek, en azından, biz bir önerge vereceğiz; DSİ'de çalışan arkadaşlarımızın, hiç değilse, maddî haklarında birazcık olsun iyileştirme yapalım.
Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aslanoğlu.
Madde üzerinde 5 adet önerge vardır; önergeleri, önce geliş sıralarına göre okutacağım, sonra aykırılık derecelerine göre işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 646 sıra sayılı "Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısı"nın 6 ncı maddesi (c ) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Sedat Uzunbay Osman Özcan Tacidar Seyhan
İzmir Antalya Adana
Hüseyin Ekmekcioğlu Hasan Fehmi Güneş Birgen Keleş
Antalya İstanbul İstanbul
"c) 2011 yılı sonuna kadar bir takvim yılı içerisinde bu Kanun kapsamında satın alınacak elektrik enerjisi için uygulanacak fiyat; EPDK'nın belirlediği bir önceki yıla ait Türkiye ortalama elektrik toptan satış fiyatıdır. Bu fiyatı her yılın başında en fazla yüzde 20 oranında arttırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir."
BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 646 sıra sayılı "Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısı"nın 6 ncı maddesi (c) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Eyüp Fatsa Afif Demirkıran Nükhet Hotar Göksel
Ordu Batman İzmir
Adem Baştürk Taner Yıldız Ünal Kacır
Kayseri Kayseri İstanbul
" c) 2011 yılı sonuna kadar bir takvim yılı içerisinde bu Kanun kapsamında satın alınacak elektrik enerjisi için uygulanacak fiyat; EPDK'nun belirlediği bir önceki yıla ait Türkiye ortalama elektrik toptan satış fiyatıdır. Bu fiyatı her yılın başında en fazla % 20 oranında arttırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir."
BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 646 sıra sayılı kanun tasarısının 6 ncı maddesi "c" bendinin sonuna aşağıdaki metnin yeni bir fıkra olarak eklenmesini arz ve teklif ederiz.
"Bu Kanun kapsamında üretilen elektrik enerjisi için iletim ve dağıtım giderlerinin toplamı, toptan satış fiyatının %10'unu geçemez."
Haluk Koç Tacidar Seyhan Vezir Akdemir
Samsun Adana İzmir
Mustafa Özyurt Ali Oksal
Bursa Mersin
BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 646 sıra sayılı kanun tasarısının 6 ncı maddesinin "c" bendinin sonuna aşağıdaki metnin yeni bir fıkra olarak eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet Kartal Erdal Karademir Tacidar Seyhan
Van İzmir Adana
Nejat Gencan M. Vedat Yücesan Harun Akın
Edirne Eskişehir Zonguldak
"Elektrik enerjisi üretim ve aktarımında uygulanan, sistem kullanım-sistem bağlantı- iletim- dağıtım- kayıp, kaçak- DSİ hizmet bedelleri ile DSİ katkı payları yüzde otuz (% 30) oranı ile uygulanır.
BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:
En aykırı önerge olduğu için işleme alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
646 sıra sayılı "Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kul-lanımına İlişkin" Kanun tasarısının 6 ncı maddesinin (b) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesi-ni arz ve teklif ederiz.
Mehmet Vedat Yücesan Bayram Meral Erdal Kardemir
Eskişehir Ankara İzmir
Orhan Ziya Diren Kemal Sağ Halil Tiryaki
Tokat Adana Kırklareli
b) Bu kanun kapsamındaki uygulamalardan yararlanabilecek YEK Belgeli elektrik enerjisi miktarına ilişkin bilgiler, hidrolik hariç ülke genelinde üretilen elektrik enerji miktarındaki diğer yeni-lenebilir enerji kaynaklarının payının en az yüzde on iki hedefine ulaşılması esas alınarak bakanlık tarafından verilen projeksiyon çerçevesinde her yıl EPDK tarafından belirlenir ve uygulanır.
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
SANAYİ, TİCARET; ENERJİ; TABİÎ KYNAKLAR; BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI HİLMİ GÜLER (Ordu) - Katılmıyoruz Sayın Baş-kan.
BAŞKAN - Sayın Karademir, konuşacak mısınız, gerekçeyi mi okutayım?
ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Gerekçeyi okutun Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Bildiğiniz üzere, BM tarafından geniş bir katılımla İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (İDÇS) 1992 yılında Rio'da düzenlenen Çerçeve ve Kalkınma Konferansında üye ülkelerin imzasına açılmıştır. Yine, 1997 yılında İDÇS çerçevesinde Kyoto'da yapılan Konferansta hazırlanan Kyoto Pro-tokolü ile de imza sahibi ülkelere sera gazı salınımlarını kademeli olarak azaltma yükümlülüğü getiril-miştir. Bunun sağlanması için yenilenebilir enerji kaynaklarının öncelikli olarak geliştirilmesi gerekli
görülmektedir. Söz konusu İDÇS'ne ülkemizin katılım TBMM'de 16 Ekim 2003 tarihinde kabul edile-rek 21 Ekim 2003 tarihli 25266 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır.
AB Komisyonu "Yenilenebilir Enerji Kaynakları Beyaz Bildirisi"ni ve 2001/77/EC sayılı di-rektifini çıkararak 2020 yılına kadar genel enerji tüketimi içindeki yenilenebilir enerji payının yüz-de 12'ye ulaşmasını hedeflemiştir.
Avrupa Birliğine katılım sürecinde kısa ve orta vadede gerçekleştirilmesi öngörülen çalışmaları içinde, ulusal programın enerji konusunun yer aldığı ondördüncü bölümde, enerji alanındaki öncelikler listesinde, yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanan enerji üretiminin artırılması kısa vadeli öncelikler arasında yer almaktadır.
Kanun tasarısında, gerekçesinde belirtilen ülkemizin yenilenebilir enerji kaynak potansiyelinin büyüklüğü dikkate alınarak, Enerji Bakanlığının, hidrolik enerji hariç ülke genelinde üretilen elektrik enerjisinin yüzde 12'sini baz alarak projeksiyonun geliştirilmesinin sağlanmasını ve böylelikle belirtilen hedefe ivedilikle ulaşılmasına ortam yaratılması amacıyla değişiklik önerilmektedir.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 646 sıra sayılı kanun tasarısının 6 ncı maddesi (c) bendinin sonuna aşağıdaki metnin yeni bir fıkra olarak eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Erdal Karademir (İzmir) ve arkadaşları
"Elektrik enerjisi üretim ve aktarımında uygulanan, sistem kullanım - sistem bağlantı - iletim - dağıtım - kayıp, kaçak - DSİ hizmet bedelleri ile DSİ katkı payları yüzde otuz (% 30) oranı ile uygulanır."
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) - Katılamıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Hayır, katılmıyoruz.
BAŞKAN - Sayın Karademir, konuşacak mısınız?
ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Gerekçeyi okutun.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Kanun kapsamındaki yenilenebilir enerjilerin desteklenip geliştirilmeleri için bu kabil teşvikler zorunludur. Dünya ülkeleri, kendi yerli kaynaklarının kullanılmasını her vesileyle destekleyerek enerjide dışa bağımlılıklarını azaltmaktadırlar.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 646 sıra sayılı kanun tasarısının 6 ncı maddesi (c) bendinin sonuna aşağıdaki metnin yeni bir fıkra olarak eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Haluk Koç (Samsun) ve arkadaşları
"Bu Kanunun kapsamında üretilen elektrik enerjisi için iletim ve dağıtım giderlerinin toplamı, toptan satış fiyatının yüzde 10'unu geçemez."
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) - Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN - Sayın Koç, konuşacak mısınız?
HALUK KOÇ (Samsun) - Gerekçe okunsun.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Bağlantı giderleri, kurulu güç üzerinden alınmaktadır. Üretim kapasite faktörleri düşük olan yenilenebilir enerjiler (hidrolik yüzde 30-50, rüzgâr yüzde 25-35) oransal olarak diğer fosil kaynaklarına göre çok yüksek iletim-dağıtım bedelleri ödemek zorunda kalmaktadırlar. Halbuki bu kanun kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynakları ülkenin en ücra köşelerine yayılmış, tüketiciye en yakın mesafede ve küçük güçlerde santraller oldukları için iletim kayıplarını en aza düşüren müspet bir etki yaratmaktadırlar.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge reddedilmiştir.
Sayın milletvekilleri, 6 ncı maddeyle ilgili olarak, şimdi okutacağım, Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa ve arkadaşlarıyla, Adana Milletvekili Tacidar Seyhan ve arkadaşlarının önergeleri aynı olduğundan, işlemlerini ve oylamalarını birlikte yapacağım.
Şimdi, Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa ve arkadaşlarının önergesini okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 646 sıra sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısının 6 ncı maddesi (c) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Eyüp Fatsa (Ordu) ve arkadaşları
"c) 2011 yılı sonuna kadar bir takvim yılı içerisinde bu kanun kapsamında satın alınacak elektrik enerjisi için uygulanacak fiyat; EPDK'nun belirlediği bir önceki yıla ait Türkiye ortalama elektrik toptan satış fiyatıdır. Bu fiyatı her yılın başında en fazla yüzde 20 oranında artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir."
BAŞKAN - Komisyon, aynı mahiyetteki her iki önergeye katılıyor mu?
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) - Olumlu görüşle takdire bırakıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet, aynı mahiyetteki her iki önergeye katılıyor mu?
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN - Katılmıyor musunuz Sayın Bakan?
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Evet, katılmıyoruz.
BAŞKAN - Önergelerini açıklamak isteyen Sayın Fatsa
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Seyhan konuşacak Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Seyhan?..
Buyurun Sayın Seyhan. (CHP sıralarından alkışlar)
TACİDAR SEYHAN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Özellikle, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekili arkadaşlarım dikkatle dinlerlerse çok seviniriz.
Değerli arkadaşlarım, bakın, önergeleri duydunuz. Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilinin ve benim, ayrı ayrı imzalayıp verdiğimiz önergeler; yani, bu önerge, her iki tarafın da birlikte hazırlandığı bir mutabakatın sonucudur. Bu mutabakatımıza Komisyon Başkanı da katılmıştır şu ana kadarki müzakerelerimizde ve Sayın Bakan da katılmıştır buna. Defalarca yaptığımız görüşmede Sayın Bakan bu önergeye katılacağını ifade etmiştir; ama, belki bu yıl, belki Türkiye Büyük Millet Meclisinin tarihinde ilk defa bir bakan geliyor, önerge safhasında bir kanuna müdahale ediyor. Buraya, kanunun niteliğini değiştirecek, genel amacını değiştirecek bir ibare ekleyerek bu kanunu farklı bir yöne çekmeye çalışıyor. Beraber şahit olduğumuz şeyler. "- yüzde 20" ibaresi koyarak, bu sektörün yenilenebilir enerji kaynaklarının Türkiye'de yatırımını engellemek istiyor. Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisine, Komisyona ve millî iradeye yapılmış en büyük saygısızlıktır. Böyle bir şey görmedim. Asla böyle bir şey olmaz. Ne zaman gördünüz değerli arkadaşlarım? Bu safhaya kadar yapılan mutabakatın burada bozulduğuna ne zaman tanık oldunuz?
Değerli arkadaşlar, bakın, on aydır bu kanun bekliyor; bu madde yüzünden bekliyor. Bunu, hangi etki altında yaptığını burada söylemek istemiyorum; ama, Türkiye hepimizin. Bu kaynağa ihtiyacımız var diyen Enerji Bakanınızın. Türkiye hepimizin. Yenilenebilir enerji kaynakları "bu ülkenin vazgeçilmezidir" diyen Başbakanın ve Komisyon Başkanının sözlerini sizlere hatırlatarak, müşterek verdiğimiz bu önergeye destek istiyoruz.
Eğer, bugünden sonra, biz, bunu, siyasetin genel bir alışkanlığı haline getirirsek, sokakta, kendimizi insanlara nasıl anlatacağız?! Hani, siyaset, keyfiyetle yapılmazdı?! Hani, siyaset, bireysel hırsla ortaya konulan değerler silsilesi değildi; hani akıldı, hani mantıktı, hani uzlaşmaydı?!. Ben, neresine inanacağım siyasetin?! Sektöre nasıl anlatacağız kendimizi?! Bugünlerde, biz, yenilenebilir enerji kaynaklarında dünyanın en geri kalmış ülkesiyiz, bunu yukarıya çıkarmamız lazım derken, burada ortaya koyduğumuz siyasî irade eksikliğini nasıl savunacağız?!
Biz şunu söyledik: Bu yasada endişeliyiz. Son anda, yasada küçük değişiklikler yapılarak, yasanın itibarının, yasanın uygulanabilmesinin ortadan kaldırılacağını görüyoruz dedik ve Hazineden sorumlu Sayın Bakanın düşüncelerini, daha önce yaptığı konuşmaları da aktardır.
Arkadaşlar, biz, bu yasanın, ne bireysel iradeden çıkan taleplere mahkûm olmasını istiyoruz ne de farklı lobilerin etkisi altında mağdur olup, Türkiye'nin önünü tıkamasını istiyoruz.
Biz, bu yasayı, Adalet ve Kalkınma Partisinin duyarlı milletvekilleriyle, vatandaşa, millete, halkımızın bütünlüğüne duyduğumuz sorumluluktan, onların iradesine duyduğumuz inançtan dolayı, olduğu gibi çıkarmak istiyoruz.
Sizden ricam, bu sektörün önünü açın, bu sektörü tıkamayın. Kendi yaptığınız, kendi iradenizi ortaya koyduğunuz önergeye "hayır" diyerek, sadece kişisel bir konuma bu yasayı getirmeyin. Bu yasa, bir bakanın yasası değildir; bu yasa, Türkiye'nin yasasıdır; bu, Türkiye'nin geleceğidir, çocuklarımızın geleceğidir. Onların geleceğine, küçük bir değişiklikle engel olmamalıyız. Ben, hepinizi bu duyarlılıkta görüyorum. Hem Adalet ve Kalkınma Partisinin Grup Başkanvekilini hem Bakanımızı hem Komisyon Başkanımızı, bugüne kadar verdikleri taahhütlerin ve burada açıkladıkları beyanların arkasında durmaya davet ediyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Seyhan.
TACİDAR SEYHAN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bu kişisel bir mevzu değildir, bu toplumsal bir mevzudur. Eğer, siz, bizlerle yapmış olduğunuz mutabakatı bir kişiselleştirme olarak görüyorsanız, eğer, şimdi ortaya konulan değerleri anlamsız bir ifadenin düzeltilmesi olarak görüyorsanız, bunun üzerine çok fazla konuşmamak lazım. Bunu biz demiyoruz, bunu siz diyorsunuz. Biz, sizden, duyarlılık gösteren ve oraya imza atan arkadaşlarımız adına, bu sektöre yatırım yapacak arkadaşlarımız adına ve bizde bu duyarlılığı taşıyan, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana ulusal kaynakları değerlendirmeye inanan tüm arkadaşlarımız adına destek istiyoruz. Buna duyarlılık göstereceğinize inanıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - Sayın Kapusuz, burada sizin imzanız yok.
Sayın Fatsa, Sayın Demirkıran, Sayın Hotar Göksel, Sayın Kacır, Sayın Yıldız ve Sayın Baştürk'ün imzaları var; bu sayın milletvekillerinden birisi buradaysa konuşabilir.
HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Kapusuz da imzalasın da niye bozduğunu anlatsın, öğrenelim.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe: Söz konusu madde değişikliğiyle sağlanacak teşviklerin öngörülen liberal piyasa modeliyle uyumlu olması ve liberal piyasa oluşumunu bozucu bir etki yapmaması hedeflenmiştir.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir. (CHP sıralarından alkışlar)
Kabul edilen önerge doğrultusunda...
Buyurun Sayın Kapusuz?...
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Nasıl saydığınızı anlayamadıkki !?.
BAŞKAN- Sayın Kapusuz, sayıyı Başkanlık Divanı sayar ve sonuca karar verir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir. (CHP sıralarından alkışlar)
7 nci maddeyi okutuyorum :
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Yatırım Dönemine İlişkin Uygulama Esasları
Yatırım dönemi uygulamaları
MADDE 7. - Yenilenebilir enerji kaynaklarından; hidrolik kaynaklarını kullanarak sadece kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla azami bin kilowat'lık kurulu güce sahip izole elektrik üretim tesi-si kuran gerçek ve tüzel kişilerden kesin projesi, planlaması, master planı, ön incelemesi veya ilk etüdü DSİ veya EİE tarafından hazırlanan projeler için hizmet bedelleri alınmaz. Bu Kanun kapsa-mındaki;
a) Enerji üretim tesis yatırımları,
b) Kullanılacak elektro-mekanik sistemlerin yurt içinde imalat olarak temini,
c) Güneş pilleri ve odaklayıcılı üniteler kullanan elektrik üretim sistemleri kapsamındaki yapı-lacak AR-GE ve imalat yatırımları,
d) Biyokütle kaynaklarını kullanarak elektrik enerjisi veya yakıt üretimine yönelik AR-GE tesis yatırımları,
Bakanlar Kurulu kararı ile teşviklerden yararlandırılabilir.
Yeterli jeotermal kaynakların bulunduğu bölgelerdeki valilik ve belediyelerin sınırları içinde kalan yerleşim birimlerinin ısı enerjisi ihtiyaçlarını öncelikle jeotermal ve güneş termal kaynakla-rından karşılamaları esastır.
BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen İzmir Milletvekili Sayın Hakkı Ülkü; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Ülkü, aynı zamanda şahsınız adına da söz talebiniz olduğu için, süreniz 15 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısının 7 nci maddesiyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Hükümetin, uzun süre tereddüt ettikten sonra, nihayet Genel Kurul gündemine getirdiği Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Yasa Tasarısının 7 nci maddesi ülkemiz açısından çok önemlidir ve iki bölümden oluşmaktadır.
Şimdi, birinci bölümde, yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak sadece kendi ihtiyaçları olan enerjiyi üretecek kuruluşların Bakanlar Kurulu kararıyla teşviklerden yararlanması ve bu kanun kapsamında yurtiçinde yapılacak teknolojik yatırımlar ile ar-ge çalışmalarının desteklenmesi; ikinci bölümde, yeterli jeotermal kaynakların bulunduğu bölgelerde ısınmanın jeotermal ve güneş termal kaynaklardan sağlanmasının esas olması öngörülmektedir.
Ama, bunlara geçmeden önce, yenilenebilir enerji nedir diye tariflersek kamuoyu da anlamış olur diye düşünüyorum: Yenilenebilir enerji, her gün doğan, kullanılsa da kullanılmasa da ertesi gün yeniden var olan enerji kaynağıdır; yani, rüzgârdır, yani, güneştir, yani, jeotermaldir, yani, biyokütledir.
Tasarının taşıdığı tüm özellikleri bu maddede görmek mümkün. Yine, tasarının taşıdığı kimi yetersizlikleri de bu maddede anlamak mümkün.
Dokunulmazlıkların kaldırılmasından söz ettiğimizde, ezberlenmiş gibi, hemen "meseleye kapsamlı bir şekilde bakmak lazım" diyerek geçiştiren AKP Hükümeti, nedense, ülkemiz için hayatî derecede önemli olan enerji meselesine bütünsel açıdan bakamamaktadır. Hem hükümet programında hem de AKP'nin acil eylem planında, enerjiyle ilgili olarak, ulusal çıkarlarımızı korumak, enerji arzının güvenliğini ve devamlılığını sağlamak ve enerjiyi olabildiğince ucuza mal etmekten söz eden Hükümetin, bugüne kadar bu yönde ciddî bir adım attığını maalesef göremedik.
HALUK KOÇ (Samsun) - Sayın Başkan, Sayın Salih Kapusuz'u Meclisin dışına çıkarın lütfen.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Sayın Kapusuz...
Buyurun Sayın Ülkü.
HAKKI ÜLKÜ (Devamla) - Teşekkür ediyorum.
Bunu göremediğimiz gibi, Hükümet, aksine, kimlerin etkisiyle bilemiyoruz, insanımızın ucuza ve güvenilir bir şekilde ısınmasına engel olacak düzenlemelere bile gidebilmiştir. Çevre ve Orman Bakanlığının neden olduğu bu konuya birazdan değineceğim.
Tasarının 7 nci maddesinin ilk bölümünde, kendi ihtiyacı olan enerjiyi üretecek olan kuruluşlara ve teknolojik olarak araştırma-geliştirme faaliyetinde bulunacak olan yatırımcılara destek verilmesi öngörülmektedir. Bu, öylesine önemli bir madde ki, eğer, gerektiği gibi değerlendirilir ve tam anlamıyla hayata geçirilebilirse, Türkiye, yenilenebilir enerji kaynakları kullanımında ve teknolojisinde dünyada lider konumuna dahi gelebilir.
Dünyada, farklı ülkelerin, farklı sektörlere tutunarak, önplana çıkmaya ve söz sahibi olmaya çalıştığını görmekteyiz. Uzakdoğu ülkelerinin, otomotivde, para piyasalarında, enformasyon teknolojilerinde, kendilerini nasıl geliştirdiklerini ve gelişmiş ülkelerle yarışabilecek konuma geldiklerini, hep birlikte gördük. Biz neden enerji gibi son derece stratejik ve önemli bir alanda yenilenebilir kaynaklarımızı, gençlerimizi, üniversitelerimizi seferber edip, kendi enerjimizi kendimiz karşıladığımız gibi, dışarıya teknoloji satacak konuma gelmeyelim?
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğiniz gibi, Türkiye, yenilenebilir enerji kaynakları açısından, son derece şanslı bir coğrafyada yer alıyor. Üyesi olduğum Avrupa Yenilenebilir Enerjiler Birliği -yani, kısa adı Eurosolar- Türkiye'nin tespitlerine göre, bu derneğin tespitlerine göre, ülkemizin sahıp olduğu yenilenebilir enerji kaynakları, bütün Avrupa ülkelerininkinden fazladır. Ülkemizin en az rüzgâr alan bölgeleri bile Avrupa ortalamasının üzerindedir. Oysa, bugün, gerek kaynak açısından gerekse insan potansiyeli açısından bizimle karşılaştırılamayacak kadar küçük ölçülere sahip olan Danimarka, Hollanda, Almanya ve Avusturya gibi ülkeler, bu konuda çok daha ciddî atılımlar yaparak teknolojide de, üretimde de lider konuma gelmişken, biz, henüz, basit bir şekilde jeotermalle ısınmayı bile yaygınlaştırabilmiş değiliz.
Bugün ülkemizde mevcut olan ekonomik, hidrolik kaynaklı 127 milyar kilovat saat enerji potansiyelimizin yüzde 57'si, rüzgârda 10 000 megavat olan ekonomik potansiyelimizin neredeyse tamamı, jeotermal kaynak potansiyelimizin yüzde 96'sı, sınırsız bir enerji kaynağı olan ve ülkemizin her bölgesinin sahip olduğu güneş enerjisi, ne yazık ki, kullanılamamaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yenilenebilir enerji kaynaklarımızın kullanımının özendirilmesi, yaygınlaştırılması ve bu kaynakların kullanımıyla, elektrik enerjisi üretim
sistemlerini oluşturan malzeme, cihaz ve ekipmanların yerli üretim koşullarının oluşturulması ve hatta, az önce söylediğim gibi, bu alanda teknoloji üretebilir bir seviyeye ulaşmamız, eğer gerçekten istenirse, işten bile değildir. Bunun için gereken tek şey, doğru ve düzgün bir şekilde halkının çıkarlarını düşünen bir yönetim tarzıdır.
Türkiye'nin, yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapacak gücü de vardır, bilgisi de vardır. Çoğu yurt dışında olsa da, bilimsel alanda, neredeyse her yıl yeni bir başarıya imza atan akademisyenlerimiz var. NASA'nın güneş pillerini dahi Türkiye'den giden kardeşlerimizin yaptığını biliyoruz. Bununla birlikte, binlerce yeni mezun genç mühendisimizin sokaklarda işsiz bir şekilde dolaştığını da görüyoruz. Yani, insan kaynağımız da, yeraltı ve yerüstü yenilenebilir enerji kaynaklarımız da şu anda atıl durumda beklemektedir.
Bu arada, yenilenebilir enerji kaynakları alanında verilecek tam desteğin yaratacağı istihdamın da, sürekli gündeme getirilen nükleer santralların 10 katı olduğunu hatırlatmakta yarar görüyorum. Bu açıdan, tasarının bu maddesinin çok önemli olduğunu ve artık, Türkiye'nin, dünyada, enerji gibi stratejik bir konuda söz sahibi olması gerektiğini düşünüyorum.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bilindiği gibi, yenilenebilir enerji kaynaklarının, ilk yatırım maliyetlerinin dışında, hiçbir ciddî maliyeti yoktur. Bu konuda, şimdiye kadar, maalesef, herhangi bir düzenleme yapılmadığı için, yatırımcılarımız, gerekli krediyi de, teknolojiyi de yurt dışından almak zorunda kalmışlardır; fakat, bu, eski teknolojilerin yeni teknoloji fiyatlarından satın alınması şeklinde olduğu için, ekonomik olarak, diğer enerji kaynaklarıyla rekabet edebilecek bir düzeye ulaşamamıştır.
Avrupa Birliğinde, yenilenebilir enerjiye yönelik çok ciddî çalışmalar yapılmaktadır; kullanımı için, ortak bir irade ve bir çaba vardır. Türkiye'de kimi grupların İddia ettiği gibi, Avrupa'da çevrecilere suspayı olsun diye değil, kendi başına büyük bir değer olduğu için desteklenmektedir. Almanya, Fransa, bu nedenle, kendi nükleer ve kömür santrallerini kademeli olarak kapatırken, Türkiye'ye santral kurmayı önermektedirler. Bu durum, Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecini en az on yıl geriye götürecek sonuçlar doğurabileceği gibi, yurdumuz çevre kirliliği açısından büyük bir risk altına girecek; ama, Türkiye'yi bir pazar olarak gören, şimdiki bazı kafalar, fosil yakıt sektörü lobisiyle çevreye zararlı ve eski olan teknolojilerden kurtulmayı bir hedef haline getireceklerdir.
Yenilebilir enerjiye öncelik vermek, fosil yakıt sektörünün baskısından ve tüm lobi çalışmalarından korunmak zorundayız. Çocuklarımız için, daha özgür bir Türkiye için, yenilebilir enerji kaynaklarına, yenilebilir enerji sektörüne, ayakta durana kadar, devlet olarak tam destek vermeliyiz. Oysa, gerek Başbakan gerekse Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı, yeri geldikçe, nükleer santralleri ciddî bir alternatif olarak önermeye devam ediyorlar.
Geçtiğimiz aralık ayında, ülkemizdeki elektrik enerjisi kayıplarına ve alternatif üretim olanaklarına ilişkin olarak, Enerji Bakanı Sayın Hilmi Güler'e sunduğum yazılı bir soru önergesine, Sayın Bakan verdiği cevapta, ülkemizin, bugün, yüzde 72 oranında enerjide dışa bağımlı olduğunu belirtmiş, bunun da, bir ülke için, çok büyük risk olduğunu vurgulamıştır.
Türkiye'nin bu bağımlı ve aciz hale, doğalgaz lobisinin etkisiyle geldiğini biliyoruz. Bir yandan hidroelektrik santrallerinin kapasitesi düşürülürken, yine, hidroelektrik santrallerinin yapılması engellenmekte, diğer yandan da, yerli kömür yerine, ithal kömüre bağlı termik santraller kurulmaktadır. Bunların hepsi de yüksek bedelle alım garantisi verilen santrallerdir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz, ulusal enerji politikasını ne yazık ki, bir türlü oluşturamamıştır. İthal kaynaklar ve yabancı enerji lobilerinin girişimlerine mahkûm kaldığımız yılların faturasını bugün ödüyoruz, daha uzun yıllar da çocuklarımız ödemeye devam edecektir.
Türkiye, gelecek 15-20 yılını ipotek altına sokan, yap-işlet-devret modeli pahalı enerji anlaşmalarına, hazine garantilerine, elektrik alım güvencelerine imza atmak durumunda kalmıştır. Şimdi Enerji Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, yani, EPDK bu anlaşmalara çözüm aramakta; fakat, bulamamaktadır. Çünkü, anlaşmalarla öyle güvenceler verilmiştir ki, bu yatırımları yapan şirketler, doğal olarak, devlet güvencesiyle elde ettikleri bu haklardan vazgeçmek istememektedirler. Enerji lobilerinin, ithal doğalgaz, ithal kömür, nükleer santral lobilerinin bugün de yoğun bir şekilde faaliyet yürüttüğü bilinen bir gerçektir.
Şimdi, tasarının birinci bölümüne ilişkin düşüncelerimi belirttikten sonra ikinci bölümüne gelmek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 7 nci maddesinin sonuna 8-9 Temmuz 2004 günlerinde yapılan komisyon toplantılarında "Yeterli jeotermal kaynakların bulunduğu bölgelerdeki valilik ve belediyelerin sınırları içerisinde kalan yerleşim birimlerinin ısı enerjisi ihtiyaçlarını öncelikle jeotermal ve güneş termal kaynaklarından karşılamaları esastır" şeklinde bir hükmün eklendiğini biliyoruz. Yani, yaklaşık bundan 8 ay önce hükümet, yeterli jeotermal kaynak bulunan yerlerde ısınmada jeotermali zorunlu kılan, ülkemiz için, kamu yararı için son derece önemli bir düzenlemeyi öngörmüştür. Fakat, 8 aydır bu düzenleme bekletilmektedir ve yürürlüğe girmesi için
hiçbir şey yapılmamıştır. Hiçbir şey yapılmadığı gibi, Çevre ve Orman Bakanlığı 13 Ocak 2005'te çıkardığı bir yönetmelikle, bu alanda, bir anda, yenilenebilir tüm enerji türlerini hava kirliliğini önlemek maksadıyla yasaklamış ve doğalgaz hattının geçtiği yerlerde doğalgazla ısınmayı zorunlu kılmıştır. Meslek odalarıyla birlikte vermiş olduğumuz bir mücadele sonucunda 17 Şubat 2005'te, "hava kirliliğinin yoğun olduğu yerlerde, yenilenebilir enerji kaynaklarının ve doğalgazın ısınma amaçlı olarak kullanımı teşvik edilir" şeklinde değiştirilmiştir.
Bu tasarı sekiz ay askıda kalmıştır. Şimdi, siz, acil eylem planınızda belirttiğiniz gibi enerjiyi ucuz ve güvenilir bir şekilde elde edecek bir politika geliştiremediğiniz gibi, bir yandan, Kabineniz değişik baskı gruplarının etkisinde kalmakta ki, sürekli birbirleriyle çelişen düzenlemeler öngörmektesiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ülkü, tamamlayabilir misiniz.
Buyurun.
HAKKI ÜLKÜ (Devamla) - Teşekkür ederim.
Öyle ki, Sayın Bakanın iyi niyetle desteklediği bu tasarının, özellikle ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Sayın Babacan tarafından pek benimsenmediğini duymaktayız.
Ülkemiz için böylesine hayırlı bir kanun tasarısı konuşulurken bu tür çelişkileri dile getirmemin tek nedeni, ayrıntıları, yönetmeliklerle ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının çalışmalarıyla şekillenecek olan bu kanun tasarısının, yine önceden olduğu gibi, doğalgaz ve ithal kömür lobilerinin çalışmalarıyla heba edilmemesidir.
Yenilenebilir enerji kaynaklarımızı eğer heba edersek, bilmeliyiz ki, çocuklarımızın paha biçilmez geleceğini de, ülkemizin paha biçilmez güzelliklerini de heba etmiş oluruz. Bu, büyük bir sorumluluktur. İthal enerji lobilerine de, çevreye zararlı olan fosil enerji türlerine de, yenilenebilir enerji kaynaklarımız karşısında geçit vermemeliyiz.
Bu düşüncelerle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum ve çocuklarımıza yararlı olmasını diliyorum; ama, Başkanım müsaade ederse, bir cümle daha belirtmek istiyorum.
BAŞKAN - Buyurun Sayın Ülkü.
HAKKI ÜLKÜ (Devamla) - Buraya sık sık geldiğimizde, özellikle ben, kendimle ilgili olan bölümde dokunulmazlıklarla ilgili sizlere bazı şeyler söylemeye çalışıyorum. Yani, Anayasa Komisyonuna gitmiş olan dosya için Anayasa Komisyonunda bir şeyler anlatmaya çalışıyoruz "biz anlamayız" diyorlar; oraya başvuruyorum sonuç alamıyorum. Anayasa ve Adalet Karma Komisyonuna başvuruyorum, sonuç alamıyorum; ama, şimdi, siz, Yüce Heyetinize böyle başvuruyorum (İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü, başını iki sefer kürsüye vurdu) sonuç alacağımı zannediyorum.
Sevgiler saygılar. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ülkü.
Madde üzerinde 3 adet önerge vardır...
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan, kişisel söz almak istiyorum.
BAŞKAN -Sayın Kapusuz, Grup adına mı, şahsınız adına mı?
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Şahsım adına.
BAŞKAN - Buyurun Sayın Kapusuz.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; şu anda, 7 nci maddeyi görüşüyoruz. 7 nci madde, yatırım dönemi uygulamalarıyla ilgili bir düzenlemedir. Ancak, ben, biraz önce burada kabul edilmiş önergeyle ilgili olarak Genel Kurulun bilgilenmesinin uygun olacağından hareketle bir açıklama yapmak istiyorum.
ERDAL KARADEMİR (İzmir) - O madde geçti Sayın Başkan.
SALİH KAPUSUZ (Devamla) - Evet.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi, yenilenebilir enerji alanına giren yatırımları teşvik ediyoruz. Bu yasanın amacı da bu. Bu amaca yönelik olarak, hükümetimiz öncelikli olarak farklı yaklaşımları baz alarak birtakım düzenlemeler yaptı. Komisyonumuz bunun üzerinde çalıştı. Bu konu, biraz ihtilaf konusu haline geldi. Yasa, gündeme gelmişken uzun bir müddet tehir edilmek durumunda kalındı. Daha sonra da bu fiyat konusu, alım konusu netleştirildi. Netleştirilen toplantıda ulaşılan sonuç da şuydu: Bildiğiniz gibi, bu yatırımcıların ürettikleri, yatırım yapan şirketlerin üretmiş oldukları elektrik satın alınacak; buna alım garantisi veriliyor. Bu yatırımların ortalama maliyet olarak 7 yılda amorti olacağı esası üzerinden de hareket ediliyor. Peki, bu alım yapılan elektrikler hangi fiyat üzerinden alınacak: Her yıl EPDK tarafından ilan edilen ortalama satış fiyatı üzerinden alınacak. Fakat, arkadaşlarımız dedi ki, bu alandaki yatırımları teşvik etmek için, bu alım bir garantidir, ama, yatırımcıyı biraz daha hızlandırmak adına, umutlandırmak adına bu 7 yıllık sürede Hükümete bir yetki verelim. Yüzde 20, artı, fiyat uygulaması uygulayabilsin. Ancak, yedi yıl bittikten sonra yatırım maliyeti sıfır noktasına gelen bu yatırımcılar, bundan sonraki süreçte yine elektrik üretmeye devam edecekler ve devlet de bunu alacak; çünkü, piyasa bunu zarurî hale getiriyor. Peki o zaman Âdeta yarım sent, bir sent gibi maliyetlerle elde edilmiş olan bu elektriği Hükümet -fiyat olarak yetkisinde olsun- yüzde 20 geriye doğru çekebilsin. Çünkü,
bu yatırımcı bu alanda büyük bir imkân yakalamış olacak, aynen HES'lerde olduğu gibi. Malumunuz yatırım maliyeti büyük; ama, belirli bir müddet sonra ise üretim maliyeti çok düşük olması hasebiyle çok ucuz mal ettiğinden dolayı yüksek kâr marjına sahip olabiliyor. Bunu dengelemek lazım. Bunu dengelemek için de bir önerge verilsin, Bakanlar Kurulu yetkilendirilsin, ortalama fiyat, artı, yüzde 20 verilebildiği gibi yatırım süresi sonunda da Bakanlar Kurulu yine yetkisini kullansın, ortalama fiyatın yüzde 20'sine geri çekme imkânına da sahip olunsun. Asıl burada bir kasıt yok, yatırımcıya yönelik bir tavır yok, teşviki engellemeye yönelik hiçbir şey yok. Bizatihi zaten üretilen malın alınmış olması, bizim uygulamış olduğumuz en ciddî yatırımlardan bir tanesi. Bunların hepsi kaldırıldı. Şu anda bu alanın dışında yatırım yapanlara böyle bir fırsat verilmiyor. Zaten şu anda elektrik tüketmemizin sebebi de burada. Geçmişte yüksek fiyatlarla alım garantisi verilmiş; şu anda sanayicimiz, esnafımız, tüccarımız, vatandaşımız bunun sıkıntısını çekiyor, maliyetini aşağıya çekemiyor. Bugün için ortalama satış fiyatı 5,5 sent; dünya fiyatlarının çok üzerinde. Aynı şeyleri biz bundan sonraki süreçte de yaşamaya devam edecek olursak, maliyetlerimizi aşağıya çekme imkânına sahip olamayız. Şu anda, burada yapılmış olan yanlış sadece şudur; doğru, yüzde 20 verilmesini biz Bakanlar Kuruluna yetki olarak tasdik ediyoruz; ama, yatırım maliyetinin sonunda da yüzde 20 ortalamanın geri çekilmesini de kabul etmek doğru olanıydı diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kapusuz.
Madde üzerinde, Komisyon adına, Komisyon Başkanı Sayın Soner Aksoy söz istemişlerdir.
Buyurun Sayın Aksoy.
Süreniz 10 dakikadır Sayın Aksoy.
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekili arkadaşlarım; biraz önceki madde üzerinde biraz garip gibi bir durum oldu; ama, tabiî, burada şöyle bir durum var: Bu işin nezaketi itibariyle ve doğruluğu itibariyle bizim maddeye katılmamız söz konusu oldu. Nezaketi şudur: Bizim önergemizle Cumhuriyet Halk Partisinin önergesi yüzde 100 tetabuk halindedir; yani, virgülü bile farklı değildir. Bizim önergemizde, AK Partinin önergesinde Grup Başkanvekilimiz Sayın Eyüp Fatsa'nın imzası vardır, Cumhuriyet Halk Partisinin önergesinde de onların grup başkanvekillerinin imzası vardır. Bu kadar mutabık olunan bir önergede, tabiî, Komisyon Başkanının yapacağı şey en doğru olan neyse ona evet demek; bir, ikincisi, Komisyondan çıkartmış olduğumuz yasaya en uygun olan hangisiyse ona evet demektir. İşin raconu, bir komisyon başkanına düşen görev bu olmalıdır. Tabiatıyla, biz, komisyondan çıkan yasaları savunmak durumundayız; çünkü, 24 arkadaşımızın alın teri vardır veyahutta ona en yakın olan önergeleri savunmak durumundayız. O bakımdan, biz orada olumlu görüşle takdire bıraktık; çünkü, Sayın Eyüp Fatsa'nın burada imzası vardı. Bunun da sebebi, izahı şudur: Bu yasanın bütün esprisi, bütün özelliği, bütün teşvikle ilgili ruhu bu maddede gizlidir. Bu maddeyi kaldırdığınız zaman teşvikle alakalı hiçbir husus aslında yok demektir ve bu maddede, Hükümetin getirdiği tasarıda ve Komisyonda kabul edilen tasarıda, burada kabul edilenden çok daha fazla, üstün bir teşvik vardır. Komisyonumuz bu üstün teşviki kabul ederek Yüce Meclise yasayı getirmiştir; ama, burada, geçen hafta meydana gelen mutabakat dolayısıyla "artı yüzde 20" şeklinde bir görüş belirlendi ve Sayın Komisyon üyemiz, Sayın Cumhuriyet Halk Partililer, bunlar müşterek önerge verdiler; o zamanki tutumumuz itibariyle, biz, bu müşterek önergeye, tabiatıyla, benim evet demem söz konusuydu. Bu durumu işin hem nezaketi hem de doğruluğu açısından takdirlerinize sunuyorum; çünkü, bu yasanın ruhu budur. Yenilenebilir enerjiyi eğer teşvik edeceksek, bu maddede müspet olan rakamın sürekliliğini sağlamak zorundayız. Ha, negatif, eksi 20'de olabilir; ha, olabilir, ben, ona bir şey demiyorum; olabilir; ancak, şunu hatırlatmak zorundayım: Siz yatırımcı olsanız, işadamları bunu çok iyi bilir, hem Komisyonumuzda hem Meclisimizde hem de bununla ilgili olan işadamlarıyla yaptığım konuşmada eksi-artı yüzde 40'lık bir marj eğer bir fiyatta belliyse, evvela onun fizibilite etüdü yapılamaz ve hiçbir yatırımcı böyle bir yatırıma girmez. Ha, deniliyor ki: "Efendim, biz eksiyi kullanmayacağız, yedi sene sonra kullanacağız." Ne malum? Hiçbir müteşebbis, bunun yedi sene sonra kullanılacağını kabul edemez. Onun için, eksinin olmadığı bu artılı önergenin kabul edilmiş olması, Yüce Meclisin takdiridir. Ben de bu istikamette müspet oy kullandım. Bunu da bilgilerinize arz ediyorum.
Çok teşekkür ediyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aksoy.
Madde üzerinde 3 adet önerge vardır; önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılıklarına göre işleme alacağım.
Birinci önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
646 sıra sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısının 7 nci maddesinin (b) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Erdal Karademir Orhan Ziya Diren Bayram Meral
İzmir Tokat Ankara
Mehmet Vedat Yücesan Halil Tiryaki Kemal Sağ
Eskişehir Kırıkkale Adana
Tacidar Seyhan Halil Ünlütepe
Adana Afyonkarahisar
Madde 7.
b) Kullanılacak elektro-mekanik, kimyasal, biyolojik ve silikon teknolojilerine dayalı malze-me, cihaz ve ekipman, imalatlarının en az yüzde kırk beşinin yurt içinde gerçekleştirilmesine yöne-lik yatırımlar.
BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
646 sıra sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısının 7 nci maddesinin ilk fıkrasının aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.
Erdal Karademir Bayram Meral Mehmet Vedat Yücesan
İzmir Ankara Eskişehir
Halil Tiryaki Kemal Sağ Tacidar Seyhan
Kırıkkale Adana Adana
Orhan Ziya Diren
Tokat
"Yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak sadece kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla azami bin kilowatlık kurulu güce sahip izole elektrik üretim tesisi ve şebeke destekli elektrik üretim tesisi kuran gerçek ve tüzel kişilerden kesin projesi, planlaması master planı, ön incelemesi veya ilk etüdü DSİ veya EİE tarafından hazırlanan projeler için hizmet bedelleri alınmaz." Bu kanun kapsamında;
BAŞKAN - Bu önerge en aykırı önergedir; okutup işleme alacağım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
646 sıra sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısının 7 nci maddesinin son fıkrasının bitişindeki ...esastır. ibaresinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Erdal Karademir Bayram Meral Mehmet Vedat Yücesan
İzmir Ankara Eskişehir
Halil Tiryaki Kemal Sağ Tacidar Seyhan
Kırıkkale Adana Adana
Orhan Ziya Diren Halil Ünlütepe
Tokat Afyonkarahisar
"İlgili valilik ve Belediyeler İmar mevzuatı hükümlerine ek olarak TMMOB'ne bağlı ilgili meslek odasınca Mesleki denetimi gerçekleştirilen ısıtma amaçlı jeotermal ve güneş enerjisi kullanılan mekanik tesisat projelerini Yapı Kullanma İznine esas olmak üzere yapı sahibinden veya kanuni vekillerinden ister."
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) - Katılamıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN - Sayın Seyhan; buyurun.
TACİDAR SEYHAN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; küçük bir bilgilendirmede, istemeyerek de olsa, belki arkadaşlarımız ona inanıyor, bir eksik var. Bir de, başka bir yandan, ben, bunu size açıklamak istiyorum. Öncelikle, Sayın Kapusuz'un değerlendirmesine ben bir karşı değerlendirmeyle cevap vermek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'de enerji sektörünün bütününü ele aldığınızda, bu tartışma doğru olabilir; yani, siz, eğer Türkiye'de doğalgaz santrallarını, diğer büyük kömür santrallarını bu değerlendirme çerçevesinde bir fiyatlandırmaya tabi tutacaksanız, Sayın Kapusuz'un izahı tartışılabilir; birincisi bu.
İkincisi; teşvik dönemi dışında eğer bu fiyat tespitini konuşacaksanız, teşvik dönemi dışında buna da katılabiliriz, bunu da tartışalım; ama, bu bir teşvik yasası.
Dünyada, bu hedefler yüzde 20'ye çıkmışken, Türkiye'nin hiç değilse 2020'de yüzde 10'luk bir vizyonu olsun istiyoruz. Yani, hedefte başarıya ulaşılırsa, etkilenecek kesim yüzde 10'u; sektör tuttu, hükümet bunu desteklemeye devam etti ve bu sektörün sadece yüzde 10'u
bundan etkilenecek. Ne zaman; teşvik süresi içerisinde. İşte, ayrıntı burada yatıyor. Siz, tüm enerji üretiminin bu teşvikte tanımlanan sınırlarla belirlendiğini söylerseniz, yanlış bir şey söylemiş olursunuz. Burada bizi dinleyen vatandaş da, buradaki teşviki isteyenler elektrik maliyetlerini yükseltiyor diye anlayacak; hiç alakası yok. Biz, ekstradan kimseye bir şey vermiyoruz; biz, sadece, Türkiye'nin geleceği olan bir enerji kaynağının teşvik süresi içerisinde desteklenmesini onaylıyoruz. Bu nedenle, söylenen şeyler, tüm enerji yapısı için tartışılabilecek şeylerdir; ama, eğer böyle düşünürsek, bu piyasayı tıkamış oluruz, büyük bir haksızlığa uğratmış oluruz.
Bir de, arkadaşlar, şu var: Sizler iktidarsınız; baktınız ki, yenilenebilir enerji kaynakları aldı başını gidiyor, sektör yatırım yapıyor ve Türkiye, malî bir kayba uğruyor; bir yasayı çıkarmak 10 dakika, 1 maddelik kanun getirirsiniz, Türkiye'de, bu yasayı düzenlersiniz; bu kadar basit. Daha teşvik süresi başlamamış, yatırım dönemi başlamamış, bu arkadaşlarımız kreditörlere başvurup bir yatırım döneminin finansörünü oluşturamamış, şimdiden, teşvik sonrasındaki maliyet yükünü hesaba katarak, tüm enerji üretimindeki dengeyi yenilenebilir enerji üzerine bindirerek, oradaki maliyet yüksekliğinin sorumluluğunu yenilenebilir enerji kaynağından üretim yapanların üstüne yükleyerek ulusal bir anlayışı temsil etmiş olmayız. Bu nedenle, bunun bir teşvik olduğunu unutmayın. Gerçek yatırım maliyeti, şu anda, 3-4 milyar dolar, hazineye toplam yükü 300-400 000 000 dolar. Bu kıyamet, 300-400 000 000 dolar için neden kopuyor, kimlerin etkisiyle koparılıyor bir türlü anlamıyorum?! Biz, burada, ne teşvikler çıkardık; üstelik, geçmişe dönük çıkardık değerli arkadaşlarım. Geleceğimizden böyle bir teşviki niye esirgiyoruz?!
Beni dikkatle dinlediğiniz için, hepinize çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Seyhan.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
646 sıra sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısının 7 nci maddesinin ilk fıkrasının aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.
Erdal Karademir (İzmir) ve arkadaşları
"Yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak sadece kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla azami bin kilowatlık kurulu güce sahip izole elektrik üretim tesisi ve şebeke destekli elektrik üretim tesisi kuran gerçek ve tüzel kişilerden kesin projesi, planlaması master planı, ön incelemesi veya ilk etüdü DSİ veya EİE tarafından hazırlanan projeler için hizmet bedelleri alınmaz." Bu kanun kapsamında;
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
SANAYİ, TİCARET, ENERİ TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) - Olumlu görüşle takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Katılıyoruz.
BAŞKAN - Sayın Karademir?..
ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Gerekçe okunsun Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
İzole üretim tesisi tanımıyla, elektrik enerjisi depolamasında akü kullanılabilen tesisler anlaşılmaktadır. Bin kilovatlık kurulu güce kadar tesislerin şebeke desteği almadan verimli olması günümüz teknolojik koşullarında henüz mümkün olmamaktadır. Bu nedenle küçük ve orta ölçekli üretim tesislerinin yenilenebilir enerji kaynaklı şebeke desteği almak zorunda olan, varlığının sürdürülmesi ve yaygınlaştırılmasının sağlanması amacıyla bu maddede yer alan yatırım desteklerinden faydalanmalarına ortam yaratılması hedeflenmiştir.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
646 sıra sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısının 7 nci maddesinin (b) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Erdal Karademir (İzmir) ve arkadaşları
"Madde 7.-
b) Kullanılacak elektro-mekanik, kimyasal, biyolojik ve silikon teknolojilerine dayalı malzeme, cihaz ve ekipman, imalatlarının en az yüzde kırk beşinin yurt içinde gerçekleştirilmesine yönelik yatırımlar."
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
SANAYİ, TİCARET, ENERİ TABİÎ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU BAŞKANI SONER AKSOY (Kütahya) - Katılamıyoruz efendim.
BAŞKAN - Hükümet katılıyor mu?
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) - Katılmıyoruz.
BAŞKAN - Sayın Karademir?..
ERDAL KARADEMİR (İzmir) - Gerekçe okunsun Sayın Başkan.
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik enerji üretimine ilişkin sistemler sadece elektro-mekanik değildir. Bu sistemler günümüzde dünyadaki teknolojik gelişmeler doğrultusunda elektro-mekanik teknolojilerinin yanısıra, kimyasal, biyolojik ve silikon teknolojisine dayalı uygulamaları da kapsamaktadır. Bu teknolojileri kullanımı özellikle fotovoltaik, biogaz, akümülatör ve benzeri yenilenebilir enerjiyle elektrik üretim sistemlerinde tüm dünyada hızla yaygınlaşmaktadır.
Öncelikle bu maddede önerilen değişiklikle bu uygulamaların da kapsama alınması hedeflenmiştir.
Ayrıca ülkemizin teknoloji üreten bir seviyeye ulaşması hepimizin ortak dileğidir. Bu ortak hedefe ulaşmanın yolu ise ülkemizde teknoloji altyapısı gelişkin ve AR-GE'ye dayalı yerli üretim potansiyelinin artırılmasından geçmektedir. Kanunun gerekçe bölümünde yer alan ülkemizin yenilenebilir enerji kaynaklarındaki büyük ekonomik potansiyeli, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi amacıyla kurulacak sistemlerde kullanılacak yerli malzeme, cihaz ve ekipman üretilmesini özendirerek sanayiimizin ve istihdamın gelişimine
itici güç oluşturmalıdır. Bu nedenle, bu alanda kullanılacak malzeme, cihaz ve ekipmanların en az yüzde 45'inin yurt içinde üretilmesi koşuluyla yatırımların teşvik edilmesi öngörülmelidir. Böylelikle, örneğin, sadece rüzgâr enerjisinde 10 milyar kilovat saat olan ekonomik potansiyelimizin, kullanıma yönelik yatırımlar için gerekli olan yaklaşık 4 milyar euro yapılacak olan yatırım tutarının en az yüzde 45'i olan 1,8 milyar euroluk bölümünün yerli üretim aracılığıyla ekonomimize kazandırılması hedeflenmiştir. Bu sayede, ayrıca ülkemizin bugün en yakıcı sorunu olan işsizliğin azaltılmasına çok önemli katkıda bulunmuş olacaktır.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
Birleşime 10 dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 19.24
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 19.35
BAŞKAN: Başkanvekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 96 ncı Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.
646 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
.- Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun Tasarısı ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu (1/846) (S. Sayısı: 646) -----(Devam)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükümet yerinde.
Tasarının 8 inci maddesini okutuyorum:
Arazi ihtiyacına ilişkin uygulamalar
MADDE 8. - Orman veya Hazinenin özel mülkiyetinde ya da Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan her türlü taşınmazın bu Kanun kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynaklarından |