|
Yayınlar
> Wind Directions > Avrupa Komisyonu

Farklı
destekleme sistemleri üzerine bir değerlendirme
Komisyon, Konsey ve Parlamento’ya sunulan ve 7 Aralık
2005 tarihinde kabul edilen raporunda AB üyesi 25 ülkede
yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen elektrik
için sağlanan destek üzerine bilgi vermektedir.
Komisyon mevcut farklı destek sistemlerini ve bu
sistemlerin yenilenebilir elektrik enerjisi payını artırmadaki
başarısını analiz etmektedir. Bazı Üye Ülkelerdeki
destek sistemlerinin diğerlerine göre daha başarılı
olmasına rağmen, en iyi sistemlerin bile iyileştirilebileceği
değerlendirmesini yapan Komisyon Üye Ülkeleri kendi
sistemlerini optimize ve koordine etmek için daha fazla
çalışmaya çağırmaktadır.
Yenilenebilir
enerjiye neden ihtiyacımız var?
Komisyonun Enerji Temininin Güvenliği Üzerine Yeşil Rapor’da
(2000) dikkatleri çekmiş olduğu gibi yakıt ve doğal gaz ithalatına
giderek daha fazla bağımlı hale gelinmektedir. Avrupa Birliği mevcut
durumda enerji ihtiyaçlarının %50’sini ithal etmektedir. Bu rakamın
2030 yılına gelindiğinde %70’e çıkması ve bu yüzde içerisinde
fosil yakıtların oranının da artması öngörülmektedir. Bu durum
bizleri ekonomik, politik ve çevre açısından özellikle hassas bir
konuma getirmektedir. Ayrıca, AB uluslararası alanda sera gazı
emisyonlarının düşürülmesi çalışmalarına odaklanmıştır.
Bu bağlamda ve geleneksel fosil yakıtlar ve nükleer enerji önemli
bir rol oynamaya devam edecek olmasına rağmen, Avrupa yenilenebilir
enerjinin teşvik edilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. |
 |
Bunlar AB’nin enerji temininin çeşitlendirilmesi
açısından ilgi çekici seçenekler oluşturmaktadır:
yenilenebilir kaynaklar yerel olarak elde edilebilir, çevre açısından
faydalar sağlar ve istihdama ve Avrupa sanayiinin rekabet gücüne
katkıda bulunur. Teknolojiler gelişmeye devam ettiği ve
yenilenebilir olmayan enerji için piyasa fiyatları sağlanan
devlet desteği ve harici maliyetlerden dolayı tüm maliyeti
topluma yansıtmadığı sürece, yenilenebilir enerjinin
desteklenmesine ihtiyaç vardır.
Yenilenebilir
Kaynaklar Yönergesi
Avrupa Birliği 2010 yılına kadar elektrik enerjisinin %21’ini
yenilenebilir enerji kaynaklarından elde etmeyi hedeflemektedir.
Bu hedef Yenilenebilir Kaynaklar Yönergesi 2001/77/EC kapsamında
formüle edilmiştir.
| Bu Yönerge kapsamında, Üye Ülkeler
yenilenebilir elektrik enerjisi üretimi için farklı
hedefler belirlemişlerdir ve istedikleri destek sistemini
kendileri seçebilirler. Burada değinilen, Yönergede öngörülen,
Rapor Üye Ülkelerde kullanılan farklı mekanizmaların
uygulanması ve bir arada kullanılması konularında elde
edilen deneyimler paylaşılmaktadır. Rapor, destek
sistemlerinin yenilenebilir elektrik enerjisi tüketimini teşvik
etmedeki başarısını, maliyet etkinliği, maliyet
verimliliği, iç piyasa ile uyum ve farklı teknolojiler
geliştirme becerisi dahil olmak üzere gösterge niteliğindeki
ulusal hedeflere göre değerlendirmektedir. |
2010 yılı için AB
hedefleri
• Yenilenebilir enerjinin ulusal enerji tüketimindeki iki
katına çıkararak %6’dan %12’ye yükseltmek
• Yeşil elektrik enerjisinin toplam elektrik tüketimindeki
payını %13’den %21’e çıkartmak |
2003 yılında, hidroelektrik hariç olmak üzere,
yeni yenilenebilir enerji kaynaklarından 108 tWh elektrik
enerjisi üretilmiş olup, bu miktar Portekiz, Danimarka ve
Slovenya’da üretilen toplam elektrik enerjisine eşittir. Aşağıda
yer alan grafiklerde Üye Ülkelerde yeni yenilenebilir elektrik
enerjisinin tarihsel gelişimi ve kompozisyonu ve hedefler ve gelişmeler
gösterilmektedir.
AB-25’de yeni yenilenebilir elektrik
enerjisi üretiminin tarihsel gelişimi
1990 – 2003

Dahili elektrik enerjisi piyasasında
yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen elektrik
enerjisinin teşvik edilmesi hakkında 2001/77/EC sayılı ve 27
Eylül 2001 tarihli Yönerge, J.O. 27.10.2001, L 283/33. Bu Yönergenin
yürürlüğe giriş tarihi Ekim 2003; yeni Üye Ülkeler için 1
Mayıs 2004 olarak belirlenmiştir.
AB
ülkelerinde farklı destek yapıları
Komisyon Üye Ülkelerdeki durumu nasıl analiz etmiştir?
Raporda sunulan sonuçlar çeşitli kaynaklara dayalıdır. Üye
Ülkelerin ve Komisyonun tecrübelerinin yanı sıra çeşitli
Avrupa Üye Ülkelerinden araştırma kurumları tarafından
kapsamlı çalışmalar yapılmış ve çok sayıda paydaşın görüşü
alınmıştır.
Üye Ülkeler mevcut durumda yenilenebilir enerjiyi nasıl
destekliyorlar?
Yenilenebilir enerjinin geliştirilmesinde iki unsur önemlidir:
Birincisi finansal destek; ikincisi de idari ve şebekeden
kaynaklanan engellerin azaltılması. Finansal destek açısından,
mevcut durumda uygulanan bir dizi farklı sistem vardır;
bunlardan en önemli ikisi destekli fiyat tarifeleri ve yeşil
sertifikadır:
- Destekli
fiyat tarifeleri Üye
Ülkelerin pek çoğunda uygulanmaktadır. Bu sistemlerin özelliği,
genellikle birkaç yıllık bir süre için belirlenmiş, özellikle
dağıtım firmaları olmak üzere elektrik şirketleri tarafından
yeşil elektrik enerjisi üreten yerel üreticilere ödenmesi
gerekli belli bir fiyatın söz konusu olmasıdır. Bu yapıların
getirdiği ilave maliyetler tedarikçiler tarafından satış
miktarları ile orantılı olarak ödenir ve elektrik tüketicilerine
yansıtılır. Destekli fiyat tarifesi sistemindeki değişkenlerden
biri şu anda Danimarka’da ve kısmen de İspanya’da
uygulanmakta olan sabit prim mekanizmasıdır. Bu sistemde, hükümet,
yenilenebilir elektrik üreticilerine normal ya da spot
elektrik fiyatının üzerinde ödenen sabit bir prim ya da
bir çevre bonusu belirler.
- Yeşil
sertifika sistemi, şu
anda beş Üye Ülkede uygulanmakta olup, yenilenebilir
elektrik enerjisi geleneksel elektrik piyasası fiyatları ile
satılır. Yeşil elektrik enerjisinin üretilmesinden doğan
ilave maliyetin finanse edilebilmesi ve istenen yeşil elektriğin
üretilmesinin sağlanması için tüm tüketicilerin (ya da
bazı ülkelerde üreticilerin) sabit bir yüzde ya da kotaya
göre, toplam elektrik enerjisi tüketimlerinin /üretimlerinin
belli bir miktarı için yeşil sertifika almaları
gerekmektedir. Üreticiler/tüketiciler bu sertifikaları mümkün
olduğunca ucuza almak istediklerinden, yenilenebilir elektrik
enerjisi üreticilerinin yeşil sertifika satmak için
birbirleri ile rekabet ettikleri ikincil bir sertifika piyasası
oluşur.
- İki
Üye Ülkede (İrlanda ve Fransa) ihale prosedürleri
mevcuttur. Ancak Fransa kısa bir süre önce uyguladığı
sistemi bazı durumlarda destekli fiyat tarifeleri ile ihale
sisteminin bir arada olacağı şekilde değiştirmiş ve İrlanda
da benzer bir girişimde bulunulacağını duyurmuştur. İhale
prosedüründe, devlet yenilenebilir elektrik enerjisi temini
için bir dizi ihale açar; daha sonra ihale sonucunda
belirlenen fiyatla sözleşme bazında temin edilir.
Yenilenebilir elektrik enerjisi satın alınmasından doğan
ilave maliyetler özel bir vergilendirme yolu ile elektrik
enerjisi son tüketicilerine yansıtılır.
- Sadece
vergi teşvikine dayalı sistemler Malta ve
Finlandiya’da uygulanmaktadır. Ancak, çoğu durumda (ör:
Kıbrıs, İngiltere ve Çek Cumhuriyeti) bu araç ilave bir
politika aracı olarak kullanılmaktadır.

Yenilenebilir elektrik enerjisi destek sistemlerinin
performansı nasıl değerlendirilir?
Etkinlik ve verimlilik, yenilenebilir elektrik enerjisi destek
sistemlerinin performansının değerlendirilmesinde kullanılan
iki kritertir.
Etkinlik, bir destek sisteminin yenilenebilir elektrik
enerjisini iletme kapasitesini ifade eder. Bu nedenle, iletilen yeşil
elektrik enerjisi miktarının ülkenin gerçekçi potansiyeline
karşı değerlendirilmesi gerekir. Etkinlik değerlendirilirken,
nispeten daha yeni sistemlerin etkisine karar vermek zordur. Özellikle
yeşil sertifika ile olan deneyim destekli fiyat tarifesine göre
daha sınırlıdır.
Bir destek sisteminin verimliliği, mümkün olan en düşük
fiyata üretim yapma kapasitesidir. Bir yandan yenilenebilir
enerjilerin üretim maliyetinin farklı teknolojilerde çok büyük
farklılıklar göstermesi, diğer yandan coğrafi koşullar
dikkate alınarak destek sistemlerinin değerlendirilmesi sektör
bazında yapılmıştır.
Sadece sınırlı sayıda Üye Ülke için değerlendirilen ilginç
başka bir kriter de yatırımcı karının destek sistemi içinde
etkinliğin karşılaştırılmasıdır. Bu, belli bir destek
sisteminde yüksek etkinliğin birincil olarak yüksek finansal
devlet desteğine bağlı olup olmadığına ya da diğer
etkenlerin ele alınan ülkelerde piyasaya penetrasyon üzerinde
önemli etkisi olup olmadığına dair bir gösterge sunar.
Farklı destek sistemleri nasıl işler?
Farklı yenilenebilir teknolojiler için destek sistemleri ayrı
ayrı değerlendirilmiştir. Örnek olarak rüzgar ve biokütle için
elde edilen sonuçlar açıklanmaktadır:
Rüzgar enerjisinde mevcut durumda en etkin sistemler destekli
fiyat tarifesi uygulanan Almanya, İspanya ve Danimarka’da söz
konusudur; ancak yeşil sertifika sisteminin uygulandığı
yerlerde sağlanan destek şu anda destekli fiyat sistemi ile sağlanandan
oldukça fazladır. Bu durum yatırımcılar tarafından yeşil
sertifika sistemlerinde talep edilen daha yüksek risk primi,
idari maliyetler ve bunun yanı sıra yeşil sertifika sisteminin
henüz olgunluğa ulaşmamış olması ile açıklanabilir. Yeşil
sertifikalar için fiyat seviyelerinin orta ve uzun vadede nasıl
gelişeceği sorusunun sorulması gerekir.
Yapılan analizler göstermektedir ki, rüzgar enerjisi için, Üye
Ülkelerin dörtte birinde sağlanan destek hareketlilik sağlamak
için çok düşüktür. Dörtte birinde ise, yeterli destek vardır
ancak şebeke ve idari koşulların neden olduğu engellerden
dolayı etkisi vasat düzeydedir.
Hem biokütle hem de biogaz sektöründe yapılan analizler rüzgarda
olduğu ölçüde net değildir. Biokütlenin üretim maliyeti,
farklı biokütle kaynaklarına, farklı transformasyon
tekniklerine ve farklı ebatlara bağlı olarak çok büyük farklılıklar
göstermektedir.
Danimarka’da uygulanan destekli fiyat tarifeleri ve
Finlandiya’da uygulanan karma destek sistemi (vergi muafiyeti ve
yatırım teşviki) biokütle sektöründe, hem etkinlik hem de
desteğin ekonomik verimliliği açısından en iyi sonuçları sağlamıştır.
Enerji amacıyla biokütle kullanımının eskiye dayalı bir
gelenek olması, durağan planlama koşulları ve ısı üretimi
ile sağlanan kombinasyon sağlanan bu gelişmelerin ardında
yatan temel nedenleri oluşturmaktadır.
Biogaz sektöründe altı ülkede AB ortalamasının üzerinde
etkinlik görülürken, bunların dördünde (Danimarka, Almanya,
Yunanistan, Lüksemburg) destekli fiyat tarifeleri ve ikisinde (İngiltere,
İtalya) yeşil sertifika uygulanmaktadır. Ancak AB ülkelerinin
yaklaşık %70’inde sağlanan destek bu yüksek potansiyelli
teknolojinin gelişmesi için çok düşüktür.
Üye ülkelerde elektrik tüketiminde yeşil
elektrik enerjisi payının (%) 2010 yılı ulusal hedefleri ile
karşılaştırılması

Yenilenebilir elektrik enerjisinin daha fazla
yaygınlaşmasının önünde hangi engeller bulunuyor?
Destek sistemleri tartışmalarının, engeller konusundan bağımsız
ele alınması mümkün değildir çünkü engeller yenilenebilir
elektrik enerjisinin maliyetini artırabilir ya da yaygınlaşmayı
tamamen önleyebilir. Proje geliştirme firmalarının ve yatırımcıların
yeni kapasite kurma aşamasında karşılaştıkları engeller
idari, şebekeye ait, sosyal ve finansal yapıda olabilir.
İdari engeller bazı durumlarda planlama sürecini
gereksiz biçimde sekteye uğratabilir; örneğin:
• Planlama sürecine dahil olan kurum sayısı fazladır ve
bunlar arasında koordinasyon eksikliği söz konusudur.
• Gerekli izinlerin alınması için uzun bekleme süreleri söz
konusudur.
• Mekansal planlamada yenilenebilir elektrik enerjisi üretimi için
potansiyel alanlar yeterince dikkate alınmamıştır.
AB’de yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılmasında idari
engellere ilişkin tahmin
| AT |
BE |
CY |
CZ |
DK |
EE |
FI |
FR |
DE |
GR |
HU |
IE |
IT |
LV |
LT |
LU |
MT |
NL |
PL |
PT |
SK |
SI |
ES |
SE |
| K |
K |
- |
L |
J |
- |
J |
L |
J |
L |
L |
J |
L |
L |
L |
- |
- |
K |
K |
L |
- |
L |
K |
J |
Yenilenebilir elektrik enerjisi üretiminin geliştirilmesi
için şebekeye uygun ve şeffaf bir fiyat ile erişim önceliği
sağlanması gereklidir ancak pek çok Üye Ülkede bu durum sağlanmamıştır.
Ayrıca şebeke altyapıları genellikle elektrik piyasasının
kamu idaresinde olduğu zamanlarda kurulmuştur ve büyük
elektrik santrallerinin madenler ve nehirlerin yanında ya da başlıca
tüketim merkezlerinin yanında olmasına imkan tanıyacak şekilde
tasarlanmıştır. Yenilenebilir elektrik enerjisi üretimi
genellikle geleneksel elektrik enerjisi üretimi yapılan yerlerle
aynı yerde gerçekleşmemektedir ve genellikle üretim ölçeği
farklıdır. Bu nedenle, yenilenebilir elektrik enerjisi üretiminde
yeterli şebeke kapasitesi olmaması sorunuyla karşılaşılabilir.
Çeşitli şebeke yatırımı maliyetlerinin üstlenilmesi ve
paylaşılması ile ilgili şeffaf kuralların bulunmaması ve
dikey entegrasyon ve baskın devlet kurumlarının varlığı bu
engelleri daha da artırmaktadır.
Danimarka, Finlandiya, Almanya ve Hollanda’da çeşitli şebeke
yatırımı maliyetlerinin üstlenilmesi ve paylaşılması ile
ilgili şeffaf kurallar getirilmiştir.
Önümüzdeki
yıllarda çalışmalarımızı nasıl iyileştiririz?
Üye Ülkeler “daha fazla ve daha iyi” çalışabilir mi
– nasıl?
AB’de yenilenebilir kaynakların desteklenmesi sistemlerinde önemli
ölçüde deneyim kazanırken, en azından geçiş döneminde,
ulusak sistemlerin rekabeti sağlıklı olarak algılanabilir.
Sistemler arası rekabet çok daha çeşitli çözümler üretilmesine
yol açacaktır. Ayrıca, nispeten kısa bir uygulama geçmişine
sahip olan sistemlerdeki iyi oluşturulmuş destek mekanizmalarının
avantajlarının ve dezavantajlarının karşılaştırılması için
henüz erkendir. Bu nedenle ve bu Raporda yer alan analizler
dikkate alındığında, Komisyon bu aşamada harmonize bir Avrupa
sistemi sunulmasını uygun bulmamaktadır.
Komisyon, yenilenebilir enerji kaynakları destek sistemlerine iki
destek sütunu üzerine oturtulmuş koordineli bir yaklaşımı
dikkate almaktadır: ülkeler arası işbirliği ve ulusal
sistemlerin etkisinin optimize edilmesinin değerlendirilmesi.
Uzun vadede harmonizasyon için atılacak ilk adım ülkeler arasında
“işbirliği” biçiminde gerçekleşecek yoğun
koordinasyon olmalıdır. Almanya, İspanya ve Fransa’daki
destekli fiyat tarifesi sistemleri arasında başlamakta olan işbirliği
ve öngörülen yeni İsveç-Norveç ortak yeşil sertifika
sistemi diğer uygulamalar için örnek oluşturabilir.
Komisyon ulusal sistemlerin optimize edilmesi süreci önermekte
ve sistemlerin istikrarsızlığının normalde tüketiciler için
maliyetlerin yükselmesi anlamına geldiğini hatırlatmaktadır.
Optimizasyon ekonomik mekanizmaları ele almaktadır ancak idari
ve şebekeye dayalı engellerin kaldırılmasını da içerir. Üye
Ülkeler destek sistemlerini aşağıdaki yollarla optimize etmeli
ve ince ayar yapmalıdırlar:
• Yasal istikrarın artırılması ve yatırım riskinin
azaltılması. Ulusal destek sistemlerinde en önemli kaygılardan
biri sistemde duraklamaların olduğu yapılardır. Sistemde söz
konusu olabilecek istikrarsızlıklar yüksek yatırım riskleri
oluşturmakta ve genellikle tüketiciler açısından yüksek
maliyet olarak kendini göstermektedir. Bu nedenle, algılanan
risklerin azaltılması için sistemin piyasa katılımcıları
tarafından uzun vadede istikrarlı ve güvenilir görülmesi
gerekir. Yatırım risklerinin azaltılması ve likiditenin artırılması
özellikle yeşil sertifika piyasasında önemlidir. Bir destek
mekanizması tasarımı gereksiz piyasa risklerini minimize
etmelidir. Likiditenin artması uzun süreli sözleşme yapılması
seçeneğini kuvvetlendirecek ve daha net bir piyasa fiyatı sağlayacaktır.
• İdari prosedürlerin akışının sağlanması da dahil olmak
üzere, idari engellerin azaltılması. Tüketiciler üzerine
binen yükün minimize edilmesi için erişim destek
sistemlerindeki idari gereklilikler azaltılmalıdır. Üye Ülkelere,
Yenilenebilir Kaynaklar Yönergesinin tam olarak uygulamaya konmasının
yanı sıra, tüzüklerin net olması, tek yetkili kurumların var
olması, ön planlama mekanizmalarının oluşturulması ve prosedürlerin
hafifletilmesi şiddetle önerilmektedir.
• Şebekelere ilişkin konuların ve bağlantı koşullarının
şeffaflığının ele alınması. İletimin güçlendirilmesi
ihtiyacı önceden, uygun finansman ile planlanmalı ve geliştirilmelidir.
Komisyon öncelikli olarak, maliyet üstlenme ve paylaşma koşullarının
tamamen şeffaf ve ayrımcılıktan uzak olmasını önermektedir.
İkincisi, yenilenebilir elektrik enerjisi üretiminin daha fazla
geliştirilebilmesi için gerekli şebeke altyapı geliştirme çalışmaları
yapılmalıdır. Üçüncüsü, şebeke altyapısı geliştirme çalışmalarına
bağlı maliyetler normal olarak şebeke işletmecisi tarafından
üstlenilmelidir. Dördüncüsü, elektrik enerjisi şebekesinin
tamamında elektrik fiyatlandırması adil ve şeffaf olmalı ve
elektrik üretiminin faydaları dikkate alınmalıdır.
• Teknoloji çeşitliliğinin teşvik edilmesi. Bazı
destek sistemlerinde sadece maliyet açısından rekabet gücü en
iyi olan yenilenebilir teknolojinin desteklenmesi eğilimi söz
konusudur. Örneğin, deniz tipi rüzgar enerjisinin, karasal rüzgar
enerjisi ile aynı finansal çerçeveye alınması halinde deniz
tipi rüzgar enerjisi gelişmeyecektir. Bu nedenle, bu tarz
sistemler, teknolojik gelişmelerin çeşitlendirilmesi amacıyla
diğer destek araçları ile tamamlanmalıdır. Yenilenebilir
elektrik enerjisi için iyi bir genel destek politikası tercihen
farklı yenilenebilir teknolojileri kapsamalıdır.
• Üye Ülkeler enerji ürünlerinin vergilendirilmesi hakkında
Yönerge (2003/96/EC) kapsamında yenilenebilir enerji kaynakları
için sunulan vergi muafiyetleri ve indirimleri imkanlarından
daha iyi yararlanmalıdır.
• İç elektrik piyasası ile uyumun temin edilmesi. AB
Üye Ülkeleri enerji piyasalarının serbestleştirilmesi sürecindedirler.
Bu kriter, bir destek sisteminin liberalleşmiş enerji piyasasına
entegrasyonunun kolaylığını ve mevcut ve yeni politika araçları
ile birlikte işleyişindeki etkinliğini değerlendirir.
• İstihdamın teşvik edilmesi ve Yerel ve Bölgesel
Faydalar. Yenilenebilir kaynakların desteklendiği
politikaların hedeflediği kamusal yararların önemli bir bölümü
istihdam ve sosyal politikalarla ve kırsal kesimin gelişmesi ile
ilgili iken, diğer ulusal politika hedeflerine bağlı kalınmalı
ve gerekli şekilde dikkate alınmalıdır.
• Enerji verimliliği ve talep yönetimi faaliyetleri ile eşleştirme.
Yenilenebilir elektrik enerjisi üretiminde sağlanan ilerleme,
elektrik tüketiminde yaşanan aşırı büyüme ile
dengelenmektedir ki, bundan kaçınılmalıdır. Avrupa’nın
enerji politikası hedeflerine ulaşması ancak RES- E destek önlemlerinin
elektrik enerjisi nihai kullanım verimliliği önlemleri ile bir
araya getirilmesi ile mümkündür.
|